2/8/2008 · Kategori: resimli siirler


Sabahlara kadar uyumayıp
Kuruttuğumda gözyaşlarımı,
Kimse sormadı halimi, kimse acımadı...
Şarkılarla dertleştim bir başıma.
Unuttum deyip kutladığımda sensizliği
Silmek için gözyaşlarımı
Aynaya her baktığımda,
Her baktığımda gözlerimde seni buldum...


Bir tek şeyi unutma, seni sevdim ben
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Ter içinde takvimler
İstasyon öksüzlüğünde gözyaşım
Düşünüyorumda sen gideli ne çok yalnızım
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım,
Sarılamadım
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım, en çok da sensiz...

Bir tek şeyi unutma, seni sevdim ben
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında aklandım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak

Bir tek şeyi unutma, seni sevdim ben
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belkide küskün renklere
Ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum duyuyor musun?
Orda mısın var mısın yok musun?

Bir tek şeyi unutma, seni sevdim ben
Yanarak yıkılarak aklıma her geldiğinde ağlayarak.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

22/7/2008 · Kategori: resimli siirler




Bazen o kadar yalniz hissedersin ki kendini, evine, odana siğinirsin ve kalemin seni çağirir olmadik bir saatte... Kelimeler yalnizliğini döker masum kağitlara, ve kağitlarda dolasan gözlerin yine islanmaya baslar kuru kuru... Sabah olduğunda,yazilari yalnizlikla birlikte kilitliçekmecelere saklamak vaktidir... Oysa gece yine gelecek!









Standart Cevap: Mavi GüzelliğiNde PaylaşıMlaR






Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

22/7/2008 · Kategori: resimli siirler


















Resimi büyültmek için tıklayın. Orjinal Boyut: 645x640



















Şiir _ Can Yücel

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/4/2008 · Kategori: resimli siirler

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/4/2008 · Kategori: resimli siirler

Bugün yine sensizlik fırtınalarıyla boğuştu yüreğim isteksizce… Sensiz bir gün daha bitmiş, beynimi yine senli ve sensiz düşünceler yiyip bitirmişti. Saatin uyu dercesine kulağımda çınlayan tik takları etkilemiyordu beni… Sen takılmıştın aklımın ağlarına, düşündüm, zamana aldırış etmeden düşündüm…

Saat iyice ilerlemişti artık… Gecenin karanlığında daha boğucuydu bu koca şehir. Aklım hayır diyordu, vazgeç artık ondan, gülücükler saç yine etrafına… Düşündüm bir an, acaba en son ne zaman içimden gelerek kahkaha atmıştım ki… Eminim sen hayatıma girmeden önceydi!!!


Sen neydin, kimdin? Karanlığımı aydınlatan ışığımdın benim. Ama bu karanlığı kim çökertti benim hayatıma? Sen tabi ki!!! Üstüne de, karanlığımı aydınlatan ışığımsın dediğimde gülümseyerek onayladın beni marifet yaparcasına… Geç gördüm işte gülen gözlerinin ardındaki şeytanı…

Bana demiştin ya sen daha çocuksun diye, bak artık ben de büyüdüm. Anladım ki; doğum günümü sen unutsan da benim yaşım artıyor, alışverişe seni çağırmasam da eğlenebiliyorum gezerken, sen olmasan da çikolatanın tadı varmış… Sanırdım ki her şey seninle güzel, hayır işte dünya sensiz de dönüyor. Ben sensiz de yaşıyorum senle doğmadım ne de olsa…

Hadi şimdi ben isyan bayrağını çekip kovmadan çık git hayatımdan. Gelişin gibi şatafatlı olmasa da olur gidişin yeter ki git… Bu kez arkandan masumca akmayacak gözyaşlarım… Bu kez ben de gideceğim senin tam aksi yönüne aramızdaki mesafe iyice açılsın diye, umrumda bile olmayacak gidişin!!!

Upuzun bir rüyadan uyandım bu sabah… Rüya mı kabus mu bilmiyorum ya neyse işte… Sensiz yeni bir güne, yeni bir hayata merhaba! Gördüğüm en uzun ve can yakıcı rüyaydın ve sabah oldu bittin işte. İyi ki uyanmışım vakit fazla geç olmadan… Yeni günün tüm güzellikleri benim artık… Hayat ben geliyorum tüm neşemle yine cıvıl cıvıl… Ohh be iyi ki uyandım, iyi ki… Günaydın hayat günaydın!!!

netten alıntı

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

15/4/2008 · Kategori: resimli siirler

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

9/4/2008 · Kategori: resimli siirler

 

 

Bir ıslık sesi var havada...

 

Bir serin yel esiyor çorak tepelerden...

 

Bir mavzer patlar uzaklarda,

 

vurulan bir ceylan mıdır soluk soluğa,

 

ya da can mıdır yere düşen?

 

Acı mıdır sesini duyduğum,göremediğim?...

 

Şurada,coşkuyla yanan yüreğim midir ateşte?

 

Şu küçük ırmakta akan ümidim midir boynu bükük?

 

Haykırışlarım mıdır bu hazin melodi,

 

veda şarkıları gibi kulaklarımda,çığlık çığlığa?...

 

 

Puslu hava,

 

keskin bir kömür kokusu sızıyor eski bacalardan...

 

 

Ayazı bozkırın,saçak altlarına çivilemiş güvercinleri...

 

Gülümsemelerini ceplerine,

 

kendilerini hücra köşelerine  saklamış insanlar şehrin...

 

Mutsuzluk alabildiğine hür,alabildiğine mutlu bu

 

gün...

 

 

 

 

bir de eksoz dumanı işte,ciğerleri yakan,çirkin...

 

Şavkı vurur ayın,

 

 

parlar bıçak sırtı griliğinde,

 

alçak çam dalları buzdan, salkım saçak...

 

Çırpınır bir serçe misali yüreğim,

 

ha kaçtı sol yanımdan,ha kaçacak!...

 

 

İnce bir sızı dizlerimde,yokuşlarda halsizim...

 

Bir çocuk ağlar içimde,susturamam...

 

Kayar gider avuçlarımdan sevdam,

 

dondu donacak karanlık köşelerinde vadinin...

 

Kırıktır elimdeki fener,söndü sönecek...

 

Bulamam yolumu,ses vermez sevdiklerim...

 

 

Boncuk boncuk buz yaşlarım yanaklarımdan,

 

dökülür ayak uçlarıma,tutamam...

 

Çiğner asırlar yüreğimde sevgimi,

 

unutulur kara sevdam...Bir ben unutamam...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

23/3/2008 · Kategori: resimli siirler



Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

3/3/2008 · Kategori: resimli siirler

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

8/2/2008 · Kategori: resimli siirler


Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi,
ne kapanan kapılar,
ne yıldız kayması gecede,
ne ceplerde tren tarifesi,
ne de turna katarı gökte.

İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya.
İki adımdan biri insanın, sevincin kundakçısı,
hüznün arması ayrılık.
O küçük ölüm!
 
Usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.
Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından gidip ağzını yıkadığında başlamıştı.
Ben bulutları gösterirken,
“bulmacanın beş harfli yemek sorusuna” yanıt aramanla halkalanmış,
“Aşkın şarabının ağzını açtım, yar yüzünden içti murt bende kaldı”
türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş,
Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını bir kenara itip,
“bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı? ”
diye sorduğunda varacağı yere varmıştı çoktan.
 
Simdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını,
bir yaprağın düşmesi kadar ancak, acısı ve ağırlığı olduğunu.
Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını...
Boşluğa bir boşluk katmadığını, kar yağdırmadığını yaz ortasında...

Ne mi yapacağım bundan sonra?
Ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yolları tersinden yürüyeceğim önce.
Şiir yazmayacağım bir süre,
Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce sararsınlar diye.
Hediyelik eşya satan dükkânların önünden geçmeyeceğim.
Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim.
Falcı kadınlara inanmayacağım artık.
Trafik polislerine adres sormayacağım,
Geleceğe ışık düşüren bir gülüşle gülmeyeceğim kimseye..

Ne yapacağımı sanıyorsun ki?
Tenin tenime bu kadar sinmişken,
ömrüm azala azala önümden akarken,
gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken..
Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime,
bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım..

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::