umuda yolculuk

19/4/2007 - Kasaba ...........bir demet fıkra

Kategori: mizah-fikra

Kasaba
Sarhoş sürücü arkadaşına döndü:
- Sanırım bir kasabaya yaklaşıyoruz.
- Ner'den çıkardın şimdi bunu?
- Daha çok adam ezmeye başladık da...
*
*
*
*
*
*

Gariplik
Bir İskoçyalı ile bir Yahudi, sarhoşluk suçu ile mahkemede yargıcın huzuruna çıkarıldılar. Yargıç sordu: “Bu suçu kabul ediyor musunuz? ” İkisi de bir ağızdan: “Hayır! ” diye bağırdılar. Bunun üzerine yargıç polise sordu: “Bunları buraya getirmene sebep olan delil nedir? ” Polis cevap verdi: “Bu İskoçyalı sokağın köşesinde durmuş, cebindeki paraları sokağa atıyordu. Yahudi de onları yerden topluyor, İskoçyalı’ya veriyordu. O halde ikisi de sarhoştular.”
*
*
*
*
*
*
Süleymaniyeli Rıfkı
Cennetin kapısında bir adam belirmiş. Görevli adamın adını sormuş. Adam “Ben Süleymaniyeli Rıfkı...” demiş. Görevli sevap-günah muhasebesi için defteri açmış, adamın adını bulmuş. Kafasını bir kaldırmış ki, adam yok. 20 saniye sonra adam yeniden görünmüş, 5 saniye sonra kaybolmuş. Bu olay 7-8 kez yinelenince melek Azrail’e şikayete gitmiş. Azrail “Ha... Süleymaniyeli Rıfkı işi mi? O herif trafik kazası geçirdi. Şimdi hastanede kalp masajı yapıyorlar! ..”
*
*
*
*
*
*
Ruh
Kadının biri bir seansta kocasının ruhunu çağırmış; “Ey ruh, geldinse masaya 3 kez vur.” Masadan ses gelmiş, “tak, tak, tak...” Ürpertiyle sormuşlar, “Ey ruh, bizden bir dileğin var mı? ” Ruh “Varsa bir puro verin.” Puroyu vermişler, kocanın ruhu çekip gitmiş. “Ayy! ..” demiş kadın heyecanla “... cennette misin diye soramadan gitti! ” Medyum kafasını kaldırmış: “Valla hanımefendi, kocanız puronun yanına ateş istemediğine göre pek cennette değil galiba! ..”
*
*
*
*
*

Delilik
Katil, suçunu itiraf etti, yargıç da durumu jüri heyetine iletti. Biraz sonra jüri başkanı kararı açıkladı: 'Bu sanık suçsuzdur...' Yargıç adamakıllı kızdı: 'Canım, ne biçim iş bu! .. Adam, ‘ben katilim’ diyor, suçunu itiraf ediyor siz de suçsuzdur kararına varıyorsunuz... Acaba, suçsuzdur kararını neye dayanarak verdiniz? ' Jüri başkanı; 'Delilik efendim, delilik...' Yargıç bütün jüri üyelerini teker teker süzdü. Başını sallayarak: 'Sahi mi? 12'niz de mi peki? ..'
*
*
*
*
*
*

Çorap
Akıl hastanesinde doktor, davranışlarını normal bulduğu hastaya niçin hastanede bulunduğunu sorar. Hasta: 'Pamuklu çorapları yünlülere tercih ettiğim için...' diye cevap verir. Şaşıran doktor: 'Anormallik bunun neresinde? Ben de pamuklu çorapları tercih ederim.' der. Hasta sevinçle karşılık verir: 'Çok memnun oldum doktor. Sizinkiler limonlu mu, yoksa sirkeli mi? ..'
*
*
*
*
*

Direk
Delinin biri direğin tepesine bir kağıt asar.sonra da direkten aşağıya iner….doktor bunu görmüştür..merak eder…. oraya ne astığını sorar. deli söylemez. Doktor çok merak etmiştir…… bir hafta boyunca meraktan ölür. Neden sonra direğe çıkar, bakar ki, kağıtta “Burası direğin tepesidir! ” yazılıdır


 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/4/2007 - 'Oynama çocuğun istikbaliyle

Kategori: mizah-fikra

'Oynama çocuğun istikbaliyle
---
Pek saf bir karı koca çocukları olmadığı için hocaya gitmişler. Hoca büyü için hanımla ilişki kurmam gerek demiş. Hafifçe ilişkide çocuk memur olur, biraz ilerletirsem avukat olur,tam ilişkide doktor olur demiş.

Çok Şaşıran ama çaresiz kalan karı koca düşünmüş taşınmış, çocugumuz olsunda memur olsa da olur demişler. Hoca kadını içeri almış.Soyunmasını söylemiş. Hoca kadının çok güzel olduğunu görünce kendini kaptırmış. Kadın hocanın tam ilişkiye geçmeye çalıstığını görünce telaşla 'Aman hoca efendi biz memur istiyorduk' demiş.

Kendinden geçen hoca gürlemiş:
'Oynama çocuğun istikbaliyle

 

Danışma
Vatandaş, bir avukatın yazıhanesine gelir. Duvarda büyük harflerle şu uyarı yer almaktadır; 'Danışmadan ücret alınmaz.' Vatandaş, buna güvenerek sorununu avukata açar, avukat da gerekli bilgiyi vatandaşa verir. Ona çay ısmarlar, tüm bu teşrifattan çok memnun olan vatandaş, avukata teşekkür ederek kapıya yönelir. Tam çıkmak üzereyken avukatın uyarısıyla yerinde durakalır; 'Danışma ücretini vermediniz! ' Vatandaş şaşırmıştır; 'Aman avukat bey, şuradaki yazıda danışmadan ücret alınmadığı yazmıyor mu? ' Avukat, 'Eeee, tamam yazıyor, danışmadan ücret almıyoruz. Ama, danışınca ücret alıyoruz. Sen de danıştın, ücreti öde bakalım. danışmasaydın böyle bir şey talep etmeyecektim! ..'
-
-
-
-
-
-
-
Şarap
Bektaşinin birinin önüne iki şişe sarap koyup sormuşlar: 'Baba erenler, sen anlarsın, bak bakalım şaraplardan hangisi daha iyi? ' Bektaşi babası, şaraplardan birinden bir yudum çekmiş suratını buruşturup öteki şişeyi göstermiş: 'Bu iyi.' Soranlar itiraz etmişler: 'Ama erenler, daha onu tatmadın bile! ..' Bektaşi omuz silkmiş: 'Olsun...' demiş, 'Nasıl olsa bundan daha kötü olamaz! ..'
*


 
Öküz Ahmet Paşa
Osmanlı paşalarından, Öküz Ahmet Paşa bir gün diğer paşalarla bir çadırda toplantıda bulunurken, çayırda otlayan münasebetsiz bir öküz, çadırın içerisine başını sokar; “Mööö, möööö,” der. Çadırda bulunan bütün paşalar bıyık altından gülmeye başlar. Paşaların kendine malum lakaptan güldüğünü fark edince, paşalara dönerek; “Paşalar! Az önce içeri giren öküz ne dedi biliyor musunuz.? O öküz bana dedi ki; ‘Yahu, hadi sen bizdensin... Peki bu eşeklerin içinde ne işin var! ’”
*
*
*
*
*

Bush-Saddam
Saddam 11 Eylül günü Bush’u telefonla arar: “Sayın başkan, inanın çok üzgünüm. Bir sürü insan öldü, binalar yıkıldı. Gerçekten çok üzücü. Ama sizi temin ederim ki olaylarla hiçbir ilgimiz yok.Yani biz yapmadık.” Bush yanıtlar: “Ne binası, ne insanları? Bir şey anlamadım! ” Saddam; “Eheee pardon... Amerika’da saat kaç? ” Bush; “Sabah 8.” Saddam; “Şeyyy... Ben sizi 1 saat sonra yeniden ararım. Şimdilik hoşçakalın.”
*
*
*
*
*

Trajedi
İlkokulun birini ziyaret eden Başkan Bush, dördüncü sınıflardan birine girer. Sınıf, kelimeler ve anlamları üzerine bir tartışmanın tam ortasındadır. Öğretmen, Başkan'dan trajedi kelimesi için sınıfı yönetmesini rica eder. Küçük bir erkek çocuğu ayağa kalkarak 'Eğer yan tarafta oturan en iyi arkadaşım sokakta oynarken bir araba onu çiğner geçerse bu bir trajedi olurdu' der. 'Hayır' der Bush, 'Bu bir kaza olurdu.' Küçük bir kız elini kaldırır: 'Eğer 50 çocuğu taşıyan bir okul otobüsü uçuruma yuvarlanıp, herkes ölürse bu bir trajedi olurdu.' 'Üzgünüm' diye açıklar Başkan, 'Biz buna büyük bir kayıp derdik.' Sınıfı bir sessizlik kaplar. Başka gönüllü çocuk kalmamıştır. Başkan Bush sınıfa bakar 'Bana trajedi için örnek verecek başkası yok mu acaba? ' En sonunda sınıfın arkalarında oturan küçük bir erkek çocuğu elini kaldırır. Yavaşça 'Bay ve Bayan Bush'u taşıyan Amerikan Havayolları’na ait bir uçak, Usame bin Ladin tarafından füze ile uçurularak tuz buz edilirse, bu bir trajedi olurdu' der. 'Harika' der Bush 'Doğru. Peki bunun neden bir trajedi olacağını bana açıklayabilir misin? ' 'Çünkü' der çocuk 'Bu bir kaza olmazdı ve kesinlikle büyük bir kayıp da olmazdı! ..
*
*
*
*
*
*
Yunan bilmecesi
Yunanistan’da da şu bilmece halkın dilinde:
- Bush ve Blair’i taşıyan uçak düşmüş, kim kurtulmuş?
- Tüm dünya.
*
*
*
*
*
Delil
Birleşmiş Milletler Bush’a sorar: “Irak’ın kitle imha silahları olduğuna dair deliliniz nedir? ” Bush cevaplar: “Faturalarını sakladık! ..”
*
*
*
*
*

İstek
Bush efendi sabah koşusunda köprünün kenarından takılıp aşağıdaki dereye düşmüş. Gizli servis ajanları kurtarmaya gelene kadar dere kenarında balık tutan 3 küçük çocuk Bush'u sudan çıkarmışlar. Bush çocuklara o kadar minnet duymuş ki, ne isterlerse gerçekleştireceğini söylemiş. Birinci çocuk, 'Ben Disneyland'a gitmek istiyorum! ' demiş. Bush 'Sorun değil... Seni Airforce One ile ben götüreceğim! ” demiş. İkinci cocuk, 'Ben yeni çıkan Nike Air Jordan’lardan bir çift istiyorum! ' demiş. Bush 'Michael'in senin için özel imzaladığı bir çifti sana ben getireceğim! ' demiş. Üçüncü çocuk ise 'Ben televizyon ve teyp entegre edilmiş motorlu bir tekerlekli sandalye istiyorum' demiş. Bush buna biraz şaşırmış ve, 'Sen fiziksel özürlüye benzemiyorsun! ' demiş. Çocuk Bush'a bakmış, 'Seni boğulmaktan kurtardığımı ailem öğrenince olacağım! ..' demiş.
*
*
*
*
*
Neden
Suudi Arabistan büyükelçisi uluslararası bir toplantıda fırsatını bulup başkan Bush'a yanaşmış:
- Sayın başkan... Oğlum sizin Uzay Yolu dizinizi çok sever, hiç kaçırmaz... Ama dikkatini çekmiş... O dizide Ruslar, zenciler, Asyalılar, neredeyse her ırktan, her kıtadan insan var ama bir tek Araplar yok... Neden?
Bush gülümsemiş:
- Çünkü dizi gelecekte geçiyor! ...
*
*
*
*
*

David’in babası
Öğretmen öğrencilere sırasıyla babalarının ne iş yaptığını sormuş. Avukat, doktor, hakim, memur derken sıra sessiz ve sıkılgan bir çocuk olan küçük David'e gelmiş. Öğretmen ona da babasının ne iş yaptığını sormuş. David anlatmaya başlamış: “Babam bir gay barda striptizci olarak çalışıyor. Herkesin önünde çırılçıplak soyunuyor. Eğer çok iyi bahşiş veren birileri olursa onlarla birlikte geceleri evlerine gidiyor...' Öğretmenin rengi atmış. Diğer çocuklara oyalanmaları için bir ödev verip David'i bir kenara çekmiş: “David, baban gerçekten bu işi mi yapıyor? ” David içini çekmiş: “Hayır öğretmenim! .. Babam aslında Bush için çalışıyor, ama sınıfın önünde söylemeye utandım! ..”
*
*
*
*
*
Kaza
George W. Bush şoförüyle kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düsünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der: 'Bana bırak... Ben dünyanın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir.' Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri gelir. Göz morarmış, surat dağılmış haldedir. Şoförüne 'Çabuk toz olalım bur’dan! ' der. Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle soförüne bakar ve 'Şimdi adama gidip söyleme sırası sende! ' der. Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika, 30 dakika derken... Şoför bir saat sonra şarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir. Bush şaşkın bir halde sorar: 'Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni? ' Şoför, 'Valla ben de anlamadım...' der, '... ben ona sadece söyle dedim: ‘İyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü! ’...”
*
*
*
*
*
*

Tarife
Ünlü avukatın yazıhanesine bir müşteri geldi ve;
- Size bazı hususlarda akıl danışmak istiyorum.
- Soracağınız iki soru için 10 milyon TL alırım.
- İki soru için 10 milyon TL çok değil mi?
- Olabilir dostum. Şimdi ikinci sorunuzu bekliyorum.


 

 

 


 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/4/2007 - bir demet fıkra

Kategori: mizah-fikra

ÖĞRETMENİN BİRİ DOLMAKALEMİNİ DAİMA DIŞ CEBİNE İLİŞTİRİRDİ.BİR GÜN,ÖĞRENCİLERİNİN DİKKATİNİ ÖLÇMEK İÇİN KALEMİNİ İÇ CEBİNE SAKLADI.KÜRSÜYE ÇIKTI VE İLK SÖZÜ ŞU OLDU:
-ÇOCUKLAR,BANA DİKKATLE BAKIN.BUGÜN NE UNUTMUŞUM ACABA?
ÖĞRENCİLER Bİ AĞIZDAN YANIT VERDİ:PANTOLONUNUZUN DÜĞMELERİNİ İLİKLEMEYİ...
*
*
*
*
*
ÖĞRETMEN SINIFTAN İÇERİ GİRDİ:
-MÜZİĞE YETENEKLİ OLANLAR KİMLERDİR?
DÖRT ÇOCUK AYAĞA KALKTI.BUNUN ÜZERİNE ÖĞRETMEN:
-SİZ DOĞRU AŞAĞI İNİN,PİYANONUN TAŞINMASINA YARDIM EDECEKSİNİZ.
*
*
*
*
*
ÖĞRETMEN SINIFTA ÖĞRENCİLERİNE SORMUŞ
-KUDUZ OLMUŞ BİR KÖPEK SİZİ ISIRINCA NE YAPARSINIZ?
ARKA SIRALARDAN BİR ÖĞRENCİ SİNİRLİ BİR ŞEKİLDE CEVAP VERMİŞ:
-BİZ DE ONU ISIRIRIZ ÖĞRETMENİM
*
*
*

BİR AYAKKABICI YENİ YAPTIRDIĞI APARTMANINI KİRACIYA GEZDİRİYORDU.BİR ARALIK SORDUNASIL BEĞENDİNİZ Mİ? KİRACI DUDAK BÜKTÜ:
-DÜZENLİ FAKAT ÇOK DAR...
AYAKKABICI HEMEN ATILDI:
-ONUN İÇİN ÜZÜLMEYİN...İÇİNDE BİRAZ YÜRÜYÜNCE AÇILIR EFENDİM
*
*
*
*
*
Amerikada bir supermarkette, musteri yarim kivi
Satin almak istiyor.
Tezgahtar bunun mumkun olmadigini soyluyor. kavga
Cikiyor.
Tezgahtar kosa kosa mudure cikiyor:
- 'efendim, hayvanin biri yarim kivi almak istiyor',
Der demez soyle bir arkasina donunce ne gorsun! !
Musteri birlikte gelmis, ensesinde duruyor...
Tezgahtar hemen musteriyi isaret ediyor:

-'bu beyefendi de diger yarisini almak istiyor,
Efendim...'
Mudur durumu anliyor, adama yarim kiviyi mecburen
Verip gonderiyorlar.
Mudur bir saat sonra tezgahtari cagirtiyor:
-'tebrik ederim, cok zeki davrandin, iyi idare ettin,
Nerelisin sen?
-' brezilyaliyim efendim...'
-'amerika'ya niye geldin? '
-'brezilya cazip bir yer degil efendim, orada insanlar
Ya hayat kadını, ya da futbolcu...'
-'biliyor musun benim karim da brezilyali...'
-'yaa oyle mi, acaba kariniz hangi takimda futbol
Oynuyordu?

*
*
*
*
*
*
Cep telefonlarinin yeni çiktigi zamanlar, iki eleman Cuma namazinda. Birisi telefonu o gün almis.
Namazin ortasinda acemi abinin telefonu basliyor zit dirii zit diriii çalmaya...
Bütün millet küfür ederken abinin çabalarini gören arkadasi aynen söyle diyor:
- kul euzu birabbin nas
- yes'e bas
- melikin nas
- yes'e bas
- ilahin nas
- yes'e bas -... '.
*
*
*
*
Çıplak maymun birgün ormanda yürürken hayvanların can havliyle kaçıştıklarını görür. Neler olduğunu sorar etrafta kaçışanlara biri:
-Ormana maliyeci gelmiş, herkes variyeti kadar vergi verecekmiş der..
Bunun üzerine karşısına çıkan ayıya neden kaçtığını sorar. Ayı:
-Yahu ben de kürk hanımda kürk çocukta kürk ben kaçmayayım da kim kaçsın.
maymun biraz daha yürüyünce karşısına kaplumbağa çıkmış. Kaplumbağa sen niye kaçıyorsun demiş. Kaplumbağa:
-Yahu ben de ev hanımda ev çocukta ev nasıl kaçmayayım. Bunu duyan maymun da koşmaya başlamış. Epeyi bir koştuktan sonra birden durmuş ve - ulan benim mıçım açıkta hanımın mıçı açıkta çocuğun mıçı açıkta ben niye kaçıyorum ki? .....demiş.

 

Mühendis zekası
Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar:
- İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?
Papaz cevap verir:
- Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur.
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir.
Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
- Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım.
*
*
*
*
*
Gittigidiyor
Tom ve George nasada iki astronot.Uzay mekiği ile ertesi gün uzaya çıkacaklar.Son olarak eve gönderilirler.Akşam olunca Tom'un canı sıkılır ve George'u telefonla arar.
-'George canım çok sıkıldı.Kasabaya gidip iki bira içelim'der.
George ise
-'Tom,benimde canım çok sıkıldı.Fakat yarın uzaya çıkacağız.Yarın alkollü olduğumuzu anlarlarsa göndermezler 'der.
Tom ise
-'sadece iki tek atarız kimse anlamaz'der.
George
-'tamam'der.
Bir barda buluşurlar.Fakat buluştukları barda Barmen bunları tanır.Bunlara içki vermez.Tom ısrar eder fakat nafile.Başka bir bara giderler.Oradaki barmende bunları tanır ve bunlara bira vermez.Birkaç bara daha gittikten sonra gece ilerler,Tom'un canı iyice sıkılır.
-'George' der Tom.
-'hani uzay mekiğine yakıt koyarlarken kokusunu sende farkettinmi aynı viski gibi kokuyor'.
George
-'bende farkettim.Ama zehirlenmeyelim'der.
Tom
-'bizde bir duble alırız'der.Ve nasaya giderler.NASA'daki görevli bunları içeri almaz.Bunlarda 'son kontrolleri yapacağız'derler ve içeri girerler.Uzay mekiği yakıtından birer duble içerler.Sabah olmadan eve dönerler.Sabah Georgenin telefonu uzun uzun çalar.Telefondaki Tom'dur.
-'George seninde karnın ağrıyormu'der George
-'evet,hemde çok fazla ağrıyor'.Tom
-'öyleyse sakın yellenme 'der.George
-'neden 'diye sorar.Tom
-'çünkü ben seni tokyodan arıyorum...
*


 

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/2/2007 - Diploma

Kategori: mizah-fikra

Diploma

Bir büyükanne torununu alışveriş yaptığı süpermarket arabasına oturtmuş,
raflardan bir şeyler alıp arabaya yerleştirirken torununa dönüp
"Bu da sana Diploma.." veya " Bakalım bunu beğenecek misin Diploma.."
gibi şeyler söylüyormuş..
Bu, tam arkasında alışveriş yapan bir başka kadının dikkatini çekmiş ve
"Affedersiniz. ." demiş büyükanneye "İstemeden kulak misafiri oluyorum da..
Neden sürekli torununuza 'Diploma' diye sesleniyorsunuz? .."
"Kızımı Ankara'ya üniversiteye diploma almaya göndermiştim.. " demiş büyükanne,
"Bizimki 4 yıl sonra eve bununla geldi..!"

*******************************************

O ZAMAN BAŞKA
 
Hoca’nın kadılık yaptığı sıralarda bir adam gelmiş:

-Hoca efendi demiş,size bir şey danışacağım.
-Buyrun sorun.

Demiş Hoca, adam sözünü sürdürmüş:

-Geçen gün , komşuların size ait olduğunu söyledikleri bir inek, tarlada bizim ineğin karnını vurup öldürmüş. Şimdi ne yapmam gerek?

Hoca , sakallarını sıvazlayıp bir an düşündükten sonra :

-Hayvan bu, demiş, dava edecek değilsin ya!..
-Teşekkür ederim kadı efendi.
-Sahibinin de bu işte suçu yok;ne bilsin böyle olacağını?

Adamın yüzü gülmüş, tekrar söze başlamadan önce:

-Kusura bakma kadı efendi, demin ben bir yanlışlık yaptım, ölen inek benimki değil, seninki imiş.

Hoca , yerinden doğrulup:

-Bak demiş, şimdi iş değişti. O halde verin raftaki kara kaplı kitabı da hele bir bakalım! ...
 

*************************************
Küfürcü Modem...
 
 
- Efendim sizin modemler bana küfrediyor.
- Anlayamadım efendim.
- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyorlar iste.
- Emin misiniz?
- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden ana avrat küfür).
- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bir kontrol edelim.
- 0... - 333 22 11.
- Bu sizin numaranız mi?
- Hayır, aradığım numara.
- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.
- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama...
- O zaman doğaldır...


**************************************************

Bilgisayarımdan Acayip Sesler GeliyOR
 
- Benim büyük bir sorunum var, siz acaba eve hizmet veriyor musunuz?
- Eeoo, hayir? Burdan yardımcı olmaya çalışayım...
- Ben Internet'e girmeye çalısınca bilgisayardan acayip sesler geliyor.
- Ne yaptığınızda geliyor o sesler?
- Bağlan diyorum, telefon sesi geliyor, sonrada cıyaklıyor.
- O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Türk.net modemi arasında bir bağlantı kurulduğu... (Sözümü keser)
- Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiim diye öyle diyorsunuz... Benim hesabimi siler misiniz?
- Fakat bu bir sorun değildir, bu herkesin bilgis... (Yine sözümü keser)
- Ne yani, herkesin bilgisayarı gazi olan bebek gibi viyaklıyor mu, kimi kandırıyorsunuz Allahaşkına... Dolandırıcılar... 
 
***********************************************
Uydu Uzayda 

 
- Benim sayfalarım gelmiyo.
- Şu an yurtdışı çıkışımızı sağlayan uydudan kaynaklanan bir sorun var efendim.
- Bi ilgileniverseydiniz siz.
- Şey, uydu uzayda efendim.
- Haa, tamam o zaman. 

***********************************

Kendi Bağlanmıyor mu?
 
 
- Iyi aksamlar, bilmem ne net.
- Iyi aksamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir Internet'e bagliyim ve haalaaaa hiçbir sey gelmiyor, daha ne kadar beklemem lazim acaba? (sinirli bir ton)
- Gelmiyor derken sayfalar mi açilmiyor beyfendi?
- Hayir kardesim, hiçbir sey olmuyor. Iste bak 27 dakka 53 saniye oldu, hâlâ yok. - Internet explorer'i açtiniz mi beyfendi?
- Nasil yani?
- Himm beyfendi, Internet'e girdikten sonra Internet explorer ya da Netscape programini çalistirarak web sayfalarini gezmeye baslamaniz lazim.
- Alala, Internet'e girince kendi baglamiyo yani. 

**************************************

Telefonum Hep Meşgul

 
- Buyrun, problem nedir hanımefendi?
- Bakin, birkaç gündür sizden aldığım paketle Internet'e giriyorum, bu arada arkadaşlarım sürekli telefonumun meşgul olduğundan şikâyet ediyorlar, önceleri anlayamadım, sonra saatlere bakınca, ne zaman sizin hesabinizi kullansam telefonumun meşgul olduğunu anladım!!!
- Bu çok doğal hanımefendi, çünkü modeminiz telefonunuzu kullanıyor bağlantıyı ağlayabilmek için, bizimle bir ilgisi yok bunun, bütün bağlantılarda ayni şey olur, hatta olması gereken de budur.
- Yok kardeşim yok, siz benim Internet'te olmamdan faydalanıp telefon hattımı kullanıyorsunuz.
- Öyle bi sey teknik olarak mümkün diil zaten hanımefendi, lütf...
- İptal edin dedim, sorun çıkarmadan iptal edin, ben de bu isi büyütmeden kapatayım, yoksa kötü olacak sizin için.
- Hanımefendi siz bilirsiniz, fakat

********************************************************

Hepsine Aynı Anda mı?

 
- Sanırım makinem kilitlendi.
- Simdi söyle yapalım, ctrl-alt-delete.
- Hepsine ayni anda mi?
- Evet.
- Ama parmaklarım yetmiyor?
- Bakin önce ctrl'ye sol elinizin başparmağıyla, sonra sağ elinizin başparmağıyla alt-gr'ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete tuşuna basıyorsunuz.
- ctrl'ye bastım, alt tuşuna da simdi.
- Delete'e basacaksınız.
- ctrl'den elimi çekeyim mi?
- Hayır efendim.
- Peki alt-gr'den?
- Hayır efendim dedim ya, hepsine ayni anda basıyo olmanız gerekiyo.
- Daha kolay bir yolu yok mu?
- Var efendim, marinada reset yazan yere basın.
- Nerede o?
- İsterseniz ctrl alt delete'i deneyelim,basmanız gerek, sadece bir tuş kaldı.
- Tamam fişini çektim.
- Peki...
- İyi aksamlar.
- İyisi falan kalmadı beydendi! Sinirden köpürüyorum, derhal iptal edin hesabimi! 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/2/2007 - Fıkra demeti (karadeniz)

Kategori: mizah-fikra

 
KARADENİZ FIKRALARI

Afrika'da
Avcı Temel, misafirlerine yerdeki ayı postunu göstererek, “Bu ayıyı Afrika'da ben vurmuştum” der. Hayretler içinde itiraz ederler :
“Afrika'da ayı bulunmaz ki...”
Temel güler ve “Ayı bu birader, oranın Afrika olduğunu ne bilsin ?!”

İlk hata
Temel'e çalıştığı yerde ilk ay maaşını fazla verirler ; ikinci ay ise eksik... Hemen gidip “Hata var” der.
“Haklısın, ama sana ilk ay fazla vermişiz. Daha önce niye gelmedin ?” derler.
Temel :
“Pen ilk hataları affederum!”

İskelet
Biyoloji dersinde öğretmen, bir insan iskeletini göstererek Temel'e sorar :
“Söyle bakalım Temel, bunun adı nedir ?”
“İnsan kilçuğudur öğretmenim”

Bilmez
Dursun, çalıştığı inşaatın onuncu katından aşağıya düşmüştür. Temel hızla yardımına yetişip sorar :
“Nasılsın Dursun, bir tarafın ağrıyor mu ?”
Dursun :
“Ne diyorsun sen be!... Çektiğim acı yüzümden okumuyor mu?”
Temel hayrettedir :
“Ah be Dursun! Bilmez misin, benim okuma yazma bilmediğimi ?...”

Makinist
Temel'in saati bozulunca saatçiye götürür. Saatçi içini açar ki ölü bir karınca!
Temel olayı çözer tabii :
“Maçinisti ölmüş da...”

Çok şey
Temel ile İdris sohbet eder, İdris, Temel'e soru sorar :
“Söyle pakayum, bir bir daha ne eder?”
“içi” der Temel. İdris, bıçağını çekip Temel'i bıçaklar! Karakolda komiser gürler :
“Arkadaşını neden öldürdün?”
İdris içini çeker :
“Çok şey pileydu!...”

Düşman
Temel askerdeyken komutanı onu çağırır ve sorar :
“Düşman sana sağ taraftan saldırırsa ne yaparsın?”
“Sol tarafa kaçarım komutanım.”
“Sol taraftan saldırırsa ne yaparsın?”
“Sağ tarafa kaçarım komutanım.”
“Peki iki taraftan saldırırsa ne yaparsın?”
“Kusura bakmayın komutanım ama ha bu düşmanların benden başka uğraşacak işleri yok midur?”

Doping
Çok miktarda doping hapı alan Temel, maraton yarışına katılmış. Fakat sonuncu olmuş.
Arkadaşı haklı olarak sormuş :
-Yahu, neden sonuncu oldun?
Temel'in cevabı şöyle olmuş :
-Doping yaptuğum anlaşilmasun diye!!...

Gamsız
Temel, çok gamsız biriydi, tembeldi de...
Yerinden kıpırdamaya üşenir, her işini yavaş yavaş yapardı.
Köyün yaşlılarından birisi, sinirlenir ve sonunda :
-Senin çabuk yaptuğun tek şey yok midur?
“Vardır” der Temel.
-Nedur?
-Çabuk yorulayrum!...

Hazırlık
Ankara'da bir fakültede okumakta olan Temel'in dersleri kötüye gitmektedir. Sonunda sınıfta kalacağını anlayınca, hemen annesine bir telgraf gönderir :
-Sınıfta kalacağum, babami hazirlayasun...
Ertesi gün gelen telgrafta şunlar yazmaktadır :
-Baban zaten hazirdu, asıl sen kendini hazirlayasun...

Telefon
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya baslar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiye'ye gelir ve Temel baslar anlatmaya ;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama bir şey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.

Araştırmacı Temel
Temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak bir PIRE almış. Çok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolasan bir hayvan olan pire yarim yamalak da olsa zıplamış, o sırada Temel hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden hiçbir hareket yok..... Temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. PIRE incelendi. SONUÇ: "pirenin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır."

Temel Balık Avında
Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.Temel dua etmeye baslar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Bir taraftan da balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla, yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısı da çok fazla ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar
bozulur.Temel kafasını gök yüzüne diker ve söyle der."Haçan sen de şakadan hiç anlamiyusun."

Temel Eczane Açmak İsterse
Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye: - Beyefendi sizde soğan var mi? Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Her gün yeni saçma sorularla geliyormuş. Bir gün eczacı Temel'e: -Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat. Eczacı kurtulmak için eczaneyi satmış,birkaç gün sonra Eczaneyi satan adam içeri girmiş,Temel'e: -Siz de soğan var mı? demiş... Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mi?'demiş....

Temel ve Cin
Bir Fransız bir İngiliz ve bir de Temel bir gemi kazasından sonra ıssız bir adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransız bunun Alaaddin'in lambası olabileceğini söyler ve lambayı ovuşturur. Gerçektende lambadan bir cin çıkar. "Ne dilerseniz dileyin benden" der. İngiliz "Ben ailemin yanına İngiltere'ye gitmek istiyorum" der. Cin isteği yerine getirir. Sıra Fransız'a gelir. Oda ailesinin yanına Fransa ya gitmek ister. Onun isteği de yerine gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk olmasını söyler. Temel etrafına bakar ve cine dileğini söyler. "Arkadaşlarımda gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için arkadaşlarımı geri getirmeni istiyorum" der.

Temel Londra'da
Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyormuş. 'Ulan' demiş, -Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçmiş aynanın karşısına ve prova yapmış... -Bana bir fvisku,yok böyle anlarlar -Bana bir raki...'yok' demiş 'böyle de anlarlar. -Bana bir bira.... Tamam demiş, böyle iyi, anlamazlar.... Ve aşağıya inmiş, masaya dirseklerini dayamış ve seslenmiş. Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra sormuş:
Birader sen Laz mısın? Temel -uuuy nasıl anladın demiş;
-burası resepsiyon da, bar karşıda......!

Temel Papağan Görürse
Temel şehre inmiş. Bakmış pencere kenarında bir papağan. İçinden: -Allah allah kuşa bak yav....demiş. Tabi bu arada papağan da Temel'in kendisine baktığını görüp: -Ne bakıyorsun hemşerim... demiş. Temel biraz şaşkınlık biraz da saflıkla:
-Afedersun hemşerum. Ben seni kuş sandiydum.

Temelin Freni Patlar
Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken freni patlar, kamyonu son sürat gitmeye baslar ve kamyon bir kavşağa gelir.Temel bir bakar sağ tarafta pazar kurulmuş yüzlerce insan ,soluna bakar bir tane çocuk. Pazara girip yüzlerce insanı öldüreceğine çocuğa çarpmayı tercih eder. Ertesi gün gazeteler söyle yazar TEMEL KAMYONUYLA PAZAR YERINE GIRDI 20 ÖLÜ 50 YARALI.
Temele sorarlar niye pazara daldın? Diğer yöne gitmedin? -Temel cevap verir -Benim niyetim aslında çocuğu ezmekti, çocuk pazar yerine kaçınca...

At
Dursun :"Yeni atın nasıl?"
Temel:"Olağanüstü.Bugüne dek gördüğüm en nazik at."
Dursun:"Nasıl oluyor bu "
Temel:"Her engelde önce bana yol veriyor."

Bahis
Temel ,kamyoneti ile güneydoğu yaylalarında dolaşıyordu.Bir çayırda 500 tane koyununu otlatmaya çalışan Keko'yu gördü.Kan ter içindeydi Keko.
Temel yaklaştı.Sohbeti açtı.Sonra bir teklif getirdi:
"Gel seninle iddialaşalım.Koyununa.Ben kazanırsam bir koyun alırım,sen kazanırsan koynun parasını veririm."
"Peki" dedi Keko.
Temel başladı.
"Ben senin mesleğini tahmin edeceğim.Sen çobansın."
Sonra Keko'nun hayretle açılan gözleri arasında:
"Bildim değil mi "diye sordu."Öyleyse kazandım "
Sonra koyunların arasına daldı.Bir tanesini aldı .Kamyonetinin arkasına attı.
Tam gaza basıp giderken ,"Yağma yok sıra bende "diye bağırdı Keko .Sen Karadenizlisin,adında Temel .
"Vay canına "diye bağırdı Temel "Nereden bildin?"
Güldü Keko...
"500 koyunun arasından benim kırma Karabaş'ı başka kim seçer ki?"

Bas Gaza
Tırcı Dursun ile muavin Temel kamyonlarına altı metre yüksekliğinde mal yüklemişler gidiyorlar.
Önlerine bir tünel ve bir uyarı işareti çıkar.
Azami yükseklik dört buçuk metre.
Muavin Temel etrafa dikkatle bakar ve sonra Dursun'a döner:
-"Bas gaza usta ,etrafta polis molis yok."

Berber
Temel berber dükkanı açmıştı.
İlk müşterisi geldi.
Temel usturayı eline aldı ve daha birkaç dakika geçmeden,adamın yanağını tam altı yerden kesti.
"Müşteri bana da bir ustura verir misiniz" dedi.
"Hayrola" dedi Temel .."Kendiniz mi traş olmak istiyorsunuz?"
"Hayır "dedi müşteri, "kendimi korumak istiyorum"

Çarpma
Hızla gelen bisikletli,yolda yürüyen Temel'e çarpmış, bir de üstelik Temel'e çıkışmış:
-"Salak herif dikkat et bir daha."
-"Niçin " demiş Temel."Tekrar geri mi döneceksin?"

Kaza
Dört kişilik bir eğitim uçağı kara denizde mezarlığa düşmüş…
Lazlar 80 ceset çıkarmışlar ve ölü sayısının artmasından korkuyorlarmış.

Geçiş
"En çabuk biçimde hastaneye nasıl ulaşabilirim ?"dedi turist .
"Gözleriniz kapalı caddede karşıya geçin . Hatta sizi ambulansla bile yetiştirirler hastaneye" dedi Temel.

Geliş
Temel binanın altıncı katından düşmüştü.Hemen etrafını bir kalabalık sardı.Yoldan geçen biri kalabalığı yardı ve yaralı Temel'e sordu:
-"Ne oldu?"
Temel zorlukla cevap verdi:
-" Vallahi bilmiyorum ,ben de şimdi geldim."

Maç
İki Karadeniz takımı: Ordu Spor'la Sinop maç yapıyorlarmış.
O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş.
Sinoplular trenin düdüğünü hakemin bitiş düdüğü zannetmişler.
Ve sahayı terk etmişler.Kalan 85 dakikada
Orduspor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş.

Elleme !
Karadeniz de iki işçi tarlada çalışırlarken üzerlerinden bir uçak geçmiş.Biri yukarıya bakarak:
-Bak Temel uçak geçiyor.
Öbürü hala işiyle meşgul:
-Ula Dursun elleme geçsin.

Neden Perşembe
Karadenizlilere niçin perşembe günü fıkra anlatılmaz?
Cevap: Cuma namazında gülmesinler diye…

Paraşüt
Lazlar yeni bir paraşüt icat etmişler:
Yere çarpınca açılıyormuş...

Manalı Bakışlar
Temel İstanbul'a yeni gelmiş şehirli arkadaşına dert yanıyordu :
"Uşağım dün otobüste otururken bir ara biletçi bana sanki bilet almamışım gibi manalı manalı baktı ."
"Peki sen ne yaptın?"
Temel cevabı yapıştırdı:
"Ben de sanki bilet almışım gibi manalı manalı baktım."

Neden
Karadenizli Temel'e İstanbullu arkadaşı sorar:
"Karadenizliler neden hep soruya karşılık bir soru sorarlar?"
Temel arkadaşına bakarak konuştu."
-"Niçin öyle etmesinler?"

Şart
Temel durup dururken başbakan olacağım diye tutturmuş.Memleketin hali berbat,enflâsyon,işsizlik,pahalılık,hırsızlık..
Ama Temel'in inadı inat.İlle de başbakan olacak!
Biri dayanamamış:
-"Ula sen deli misin?"
Temel hayretle sormuş:
-"Şart midur?"

Nerede Bunlar?
Temel Avustralya'ya devekuşu avlamaya seyahate çıkmış.Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılmış.
Bir virajı dönünce bakmış ki; 10,15 tane devekuşu. Hemen arabayı durdurup silahını doğrultmuş. Devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma gömmüşler.Yani kendi akıllarınca saklanmışlar.Temel etrafa bakmış ve kendi kendine sinirli sinirli sormuş:
-Ulan nereye gitti bu hayvanlar?

Kaçış
Temel yolda yürürken bir senet bulmuş.Bakmış senedin son günü.... Ne yapacağım diye kara kara düşünmeye başlamış.Sonra gitmiş borç toplayıp senedi yatırmış.Rahat bir nefes almış.
Aynı şekilde bir gün yürürken yine yerde bir senet görmüş. Almış bakmış.Yine senedin son günü.Ama bu ödenecek gibi değil,çok fazla miktarda...
Temel hemen sahte pasaport çıkartıp yurt dışına kaçmış....

Bildiğim Fıkra
Temel kahvenin bir köşesinde kendi kendine söyleniyor,arada bir gülüyor,arada bir de hatırladığı bir şeyi boş vermek istermiş gibi elini yukarıya doğru kaldırıp indiriyormuş.Arkadaşları merak etmişler:
-Yahu Temel sen sabahtan beri konuşarak gülüyorsun.Niye?...
Temel:
-Kendi kendime fıkra anlatıyorum.
-Peki ara sıra elini yukarı kaldırıp indiriyorsun...
Temel:
-Yahu bildiğim fıkra aklıma gelirse onu geçiyorum.

Bahane
Temelle Dursun ormanda uyuyorlarmış, bir ara Temel Dursun'a seslenmiş.
-Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun: -Ağaçlardan göremiyorum ki.

Tesisatçı
Temel ,Afrika'nın balta girmemiş ormanlarına yolculuk yapıyordu.Tamtam çalan bir zencinin yanında durup"Ne yapıyorsun arkadaş "diye sordu.
"Günlerdir suyumuz yok da...."
"Demek öyle, sende yağmurcuyu çağırıyorsun,değil mi?"
"Hayır, tesisatçıyı."

Yanlışlık
Temel, kompartımanda beş çocuğu ve yaşlıca bir adam ile yolculuk yapıyormuş. Çocuklar azıyor, avaz avaz bağırıp birbirlerine fındık fıstık atıyorlar, yaşlı adamın ayaklarını tekmeliyorlarmış.
Nihayet ihtiyarın tepesi attı:
"Çocuklarınıza hakim olmazsanız ben size gününüzü gösterim" dedi.
Temel acı acı gülümsedi.
-"Bana daha ne yapabilirsiniz ki?Aslında ben bir cenazeye gidiyorum.Çocuklardan biri biletleri yuttu,öteki ikisi altlarına ettiler.Cenaze Denizli'de ben yanlışlıkla Adana trenine binmişim.

Yardım
Yargıç kaynanasını dövmekten sanık İdris'i yargılıyordu.İdris'in tanığı Temel'e sordu.
-"Bu adamı kaynanasını döverken gördün mü.?"
-"Gördüm hakim bey."
-"Peki niçin müdahale etmedin.?"
-"Yardıma ihtiyacı yoktu hakim bey ,rahat rahat dövüyordu."

Zincirleme
Piliç niye yolun karşısına geçmişti?Öbür yana geçmek istediği için...
Ölü çocuk niye yolun karşısına geçmek istemişti.?Pilici kovaladığı için...
Yamyam niye yolun karşısına geçmek istemişti?Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek için...
Dazlak niye yolun karşısına geçmişti? Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek isteyen yamyamın kıçına bir tekme
atmak için.
Polis niye yolun karşısına geçmek istemişti? Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek isteyen yamyamın kıçına bir tekme atmak isteyen dazlağı tutuklamak için.
Temel niye yolun karşısına geçmek istemişti? Pilici kovalayan ölü çocuğu yemek isteyen yamyamın kıçına bir tekme atmak isteyen dazlağı tutuklamak isteyen polise , bu tarafa nasıl geçileceğini sormak için...
Sütçü niye yolun karşısına geçmek istemişti?Sütçü karşıya geçemedi.Bu fıkradan fena halde sıkılmıştı çünkü.

Rusça
Fadime'ye sorarlar :
“Kocan Temel'le birlikte Rusça dersleri alıyormuşsunuz, neden?”
“Bir Rus bebeği evlatlık edindik. Çocuk konuşmaya başlayınca ne dediğini nasıl anlayacağız?”

Anlayışsız
Temel, polisler tarafından yakalanmış ve sorgu için komiserin karşısına dikilmiştir. Komiser, suçlu namzedi Temel'e bakar bir süre ve sonra sorar :
“Nerede oturuyorsun?”
“Kardeşumla pareperuz.”
“Kardeşin nerede oturuyor peki?”
“Pabamla pareber...”
Sabrı tükenen komiser, bu cevaplar karşısında hiddetlenerek bağırır:
“Peki baban nerede oturuyor?”
Temel şaşkın şaşkın cevap verir :
“Anlatamadum mi komiserum, hep beraber otirayruk.”

Hamsinin kafası
Trende, Karadenizlinin biri hamsileri yer ama kafalarını özel bir torbaya yerleştirir. Kayserili dayanamayıp sorar :
“Niye hamsi kafalarını çöpe atmıyorsun da saklıyorsun?”
“Hemşerum! Hamsi kafası ilaçtur, Yiyenlere akıl verur.”
Kayserili inanır. Birkaç tane satın alır, yemeye başlar.
Beş kafaya beş milyon lira vermiştir, ama aklında bir değişiklik olmamıştır. “Acaba az mı yedim?” diye düşünmeye başlamıştır.
“Al beş milyon daha, ver beş kafa!”
“Hemşerum ye bunları da akıllanmaya başla!”
Kayserili onları da yer, ancak aklında bir değişiklik olmaz :
“Yahu, sen beni kandırdın, hamsinin fiyatının iki katına bana hamsi kafası sattın!”
“Tamam hemşerum; bak akıllanmaya başladun!”

Terslik
Temel, lokantada bardak ister. Masada ters duran bardakları göstererek; “Var ya!” derler.
Temel :
“Onların tibi teluk, üstü kapalidur.”

Düğme
Fadime, bir taraftan düğme diker, diğer yandan da Temel'e laf atar :
“Uyy, biz kadınlar olmasayduk, düğmenizi kim dikerdi ?
“E, siz karular olmasaydunuz biz elbise mu giyerduk?”

Otelde
Temel, otelde oda fiyatlarını öğrenmektedir.
Resepsiyon memuru :
“Boğaza bakan bir odamız var; 200 dolar.”
Temel :
“Perdeleru hiç açmazsam kaç para olur?”

Balık avı
Temel ile Dursun, İstanbul'a yeni gelmişlerdir. İş bulamamaları nedeniyle, aç karınlarını doyurmak için Unkapanı Köprüsü üzerinde Haliç'in kirli balık tutmaya başlarlar.
Temel atar oltasını; kısa bir süre sonra çeker ki, eski bir postal!... Dursun'da atar oltasını; kısa bir süre sonra o da çeker bakar ki, eski bir gömlek!...
Temel bir daha atar oltasını; kısa bir süre sonra çeker ki, bu defa da küçük bir tava!...
Bunun üzerine bağırır :
“Dursun! Hemen tüyelim burdan; galiba aşağıda birileri oturuyor!...”
Motor
Temel, Volkswagen araba alır; önünü açıp bakar ki motor yok!
“Uyy ! Pu nasıl pi mucizedur? Araba motorsuz çalişayi...”

Koşu
Dursun, gazeteden başını kaldırıp televizyonda koşan atletleri görür ve sorar :
“Ha bu uşaklar, ne koşarlar böyle?”
Temel cevaplar :
“Ula bunlar koşucudur, başbakanlık kupası için koşarlar.”
“Ha kupayı kime vereceklerdir?”
“Birinciye”
“Öbürlerine bi şey yok mudur?”
“Yoktur.”
“Öyleyse onlar niye koşarlar?”

Akşam serinliği
Bir grup turist, kendi aralarında konuşmaktadır. İngiliz, hidrojeni patlatacaklarını, Rus ile Amarikalı Ay ve Merih'i fethedeceklerini söylerler.
Sıra bizim Temel'e gelince, “şu yakında, ha biz da Cüneşe cideceğuz” der.
Böyle bir tasarıdan hiçbirisinin haberi yoktur.
Hayretle sorarlar :
“Nasıl olur? Henüz yıldızların keşfedilmediği evrende Güneşe gidebilmek, olacak şey değil!”
“Peki o kadar sıcağa nasıl karşı koyabileceksiniz?”
Bizim Karadenizli :
“Hesabı sıkı yapılmıştır. Akşam serunluğunda cideceğuz da...”

Kırkayak
Lüks bir Mercedes, Temel'e çarpar. Temel'in bacağı kırılır. Hastanede Mercedes'in sahibi hem özür diler, hem de uzlaşma teklif eder.
Temel, “olur efendu” der. “Bağa bir beş yüz milyon pangonot verirsen vazgeçerim davadan.”
“Yahu ne yapıyorsun, ben milyarder miyim?”
“Ha sen milyarder değilsun da ben kırıkayak miyum?”

Evlenirken neredeydin?
Temel, bir gün İstanbul'a gitmek ister. Otobüs terminaline varır. Tam bilet almak üzere iken omzuna bir el dokunur:
“Bu otobüse binme, kaza geçirecek!”
Temel, “Adamın bir bildiği vardır” diye düşünür ve bilet almaktan vazgeçer.
Akşam haberlerde o otobüsün kaza yaptığını duyar. Temel, otobüse binmediği için Allah'a şükreder.
Ertesi gün uçakla gitmeye karar verir. Hava yolları terminaline gider. Yine tam bilet alacağı sırada, aynı el omzuna dokunur :
“Bu uçağa binme, kaza yapacak.”
Temel “Hayırdır inşallah!” diye mırıldanarak uçağa bilet almaktan da vazgeçer. Akşam haberlerde uçağın da kaza yaptığını duyar. Tanımadığı bu adama dualar eder ve Allah'a şükreder.
Ertesi günü, “Bari gemiyle gideyim!” diye düşünür ve bilet almak için deniz yolları terminaline gider. Hayret! Yine o adamı görür. Adam yine, yolculuktan vazgeçmesini söyler ona... Temel dayanamaz :
“Sen kimsin?”
“Senin koruyucu meleğinim.”
Temel bunu duyunca, bütün kuvvetiyle adama bağırır :
“Madem koruyucu meleğimsin, yirmi yıl önce Fadime'yle evlenirken neredeydin?”

Gözlük
Temel, kasabaya inerek, gözlükçüye girer ve bir okuma gözlüğü istediğini söyler.
Dükkandaki bütün gözlükleri denediği halde, Temel'in hala okuyamadığını gören gözlükçü kan ter içinde, “Kuzum! Sen okuman yazman olduğundan emin misin?” diye sorunca,
Temel şöyle cevap verir :
“Ula! Yoksa şart midur?”

Bilirdum size yapacağumu
Alacaklılar kapıya dayanınca, Temel'in kapıya astığı kağıtla karşılarlar :
“Evde yokum, İstanbul'a gittum, Temel.”
Hemen kapıyı kırarlar, ama Temel de çaktırmadan tavan arasına saklanır.
Oradan bakar ki, alacaklılar evin eşyasını götürmektedirler. Kendi kendine söylenir :
“Uyy, Şimdi pen İstanbul'da olmayaydum, pilurdum size yapacağumu...”

Karşısında kimse yokmuş!
Temel, Ankara'dan İstanbul'a trenle gelir.
Tren kendisini tutar tabii...Sapsarı ve bitap haldedir. Nedenini sorarlar.
“Ters oturduğum için tren beni tuttu” der.
“Karşında oturana rica etseydin...”
“Aklıma geldi, ama karşımda kimse yoktu.”

Merak
Çok kalabalık bir belediye otobüsünde yolculuk eden Temel'in ayağına iri yarı bir adam basar.
Nasırı acıyan Temel, adamın yanına yaklaşır ve sorar :
“Ula uşak, sen nerelisun?”
Adam, Temel'e bakar, nereli olduğunu söyler ve sonra da sorar :
“Niye sordun?”
“Hiç” der Temel. “Bu cins ayular hangi memlekette yetişur diye merak ettum da!...”

Açıkgöz
Uzun bir tren yolculuğu sırasında koskoca kompartımanda bir Yahudi ile bir Karadenizli karşılıklı oturmaktadır. Aradan bir süre geçtikten sonra Karadenizliyi safça gören Yahudi, onunla zeka oyunu oynamaya karar verir :
“Sen bilemezsen bana beş bilyon lira verirsin, ben bilemezsem sana on milyon lira veririm.”
Bu ilginç teklif üzerine, safça görünen Karadenizli “olur” der ve ilk soruyu sorar :
“Hançi hayvanın üç ayağı vardır?”
Yahudi kara kara düşündükten sonra, “Bulamadım, al bakalım şu on milyonu” der ve hemen sorar :
“Sen söyle bakalım, hangi hayvan üç ayaklı?”
Bunun üzerine Karadenizli güler :
“Pen de pilmeyrum... Al sen de şu beş milyonu...”

Beş para etmezsin
Temel ile Fadime alışverişten dönerken sıkı bir kavgaya tutuşurlar. Oldukça sinirlenen Temel, “Sen beş para etmezsun!”
Bak Fadime! Beş para etmeduğunu kanıtlayacağum.”
Temel, yoldan geçen taksiyi durdurur :
“Maçka'ya beni kaça götürürsün?”
“Beş milyona”
“Peki, bu karı da yanımda olursa kaça gidersun?”
“Yine beş milyona...”
“Bak Fadime! Sen beş para etmeysun...”

Tarife
Temel, lüks bir tuvalete girer. Çıkışta tarifeye bakar :
“Büyük : 500 bin TL – Küçük : 250 bin TL”
Çıkarıp 750 bin lira verir :
“Karuşuk”

Otobüs
Temel ile Dursun otobüsle İstanbul'a gitmektedirler. Yolun yarısına geldiklerinde şoför bir duyuru yapar :
“Sayın yolcular! Şanzıman bozuldu. Bir saat mola veriyoruz.”
Temel sorar :
“Yahu Dursun! Bu şanzıman nedir?”
“Ha şu vites var ya, işte oni çalıştıran alettir.”
Temel sinirlenir :
“Ben onun bozulacağını baştan anlamıştım. Şoför habire onunla oynuyordu.”

Talebe
Temel, sınıfın sonuncusudur. Bu durum babasının canın atak demiştir :
“Bıktım senden, bıktım! Sende hiç utanma yok mu? Sınıfın otuzuncusu olmuşsun!...”
Temel tüm pişkinliğiyle :
“Üzülme baba! Ya sınıf kırk kişilik olsaydı...”
     

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/2/2007 - anı

Kategori: mizah-fikra

 

 

Köyün birinde

 
 
Köyün birinde dünyanin en yasli adaminin yasadigini haber almis


televizyoncular... Hemen kameralar, naklen yayin arabalari,köye
koyulmus...

Ihtiyari kahvede en öne oturtup karsisina kameralari koymuslar...
Reha Muhtar sormaya baslamis.

Bu kadar güzel yasama kimbilir ne güzel anilar
sigdirmissinizdir...Birgüzel
aninizi anlatir misiniz? ...

Anlatayim demis ihtiyar... Birgün
aganin eseginin taze sipasi kaybolmustu. Gittik köyün delikanlilari

sipayi
aramaya... Sipayi bulduk dagin ardinda... Baglayip dagdan indirirken
serde gençlik var. Sipa gözümüze
çok güzel göründü...

Reha bile kizarmis...
Aman dede, geç bunu, daha güzel bir anin yok mu? demis...

Var demis ihtiyar...Birgün muhtarin kizi kayboldu...
Köyün delikanlilari gittik kizi aramaya... Kizi bulduk dagin
arkasinda... Dagdan indirirken serde gençlik var, kiz
gözümüze çok güzel göründü...

Öhööö... Ühüüü... Pöööhö diye Reha gene kesmis dedenin sözünü...Kesmese
RTÜK kanali kapatacak... Iyi anılari geç dede demis. Sen en iyisi bir

kötü
anını anlat bize...Ufuklara dalan ihtiyarin gözleri dolmuş, baslamiş
anlatmaya...

Bir gün ben kayboldum..................

 
 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/2/2007 - fıkralar

Kategori: mizah-fikra

 

 

SİGARA
Erkeklere mahsus bir dergide kizinin cirilciplak fotografini
gören baba karisina cikisir:
-Senin yetistirecegin kiz ancak böyle olurdu.
Anne kiznin fotografina bakar ve sorar:
-Masallah. Nesi varmis kizimin?
Baba kizginlikla:
-Nesimi var? Elindeki Sigarayi görmedin mi?

************************************************

Pasaport
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş, aksilik ya, o gün de Türkiye'ye uçacak. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı... Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leanardo di Caprio'nun pasaportu.

'Ne olursa olsun' demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye, Atatürk Havalimanı'nda görevli gümrük memuru Temel'in karşısına geçmiş.

Temel almış pasaportu, adamın ismine bakmış: 'Leonardo di Caprio', fotoğrafa bakmış, bir zenci, adama bakmış aynı zenci... Bir kaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş:
- 'Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı? '

**********************************************************
Deve
Genç deve annesine sormus
-'Anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük? '
Anne cevap vermis:
-'Çölde kuma batmamak için.'
Genç deve tekrar sormus:
-'Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermis:
-'Çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye.'
Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus:
-'Bizim niye hörgüçlerimiz var.'
Anne deve sabirla yanitlamis:
-'Çölde çok uzun süre susuz idare edebilme için suyu hörgüçlerimizde depolariz.'
Sonunda dayanamayan genç deve sormus:

-'Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz? ? '

**************************************************

El arabası
Delinin biri hastanenin bahcesinde el arabaasini ters cevirmis ve surmeye ugrasiyormus.Bunu goren doktor; 'oyle surulmez,duzeltsene arabayi' Deli hemen cevap verir; 'Gecen gun senin dedigin gibi surdum aksama kadar kum tasittirdilar,enayimiyim ben

*******************************

Kekemeler dagda
iki arkadas daga tIrmanIyormus. Bunlardan biri kekemeymis. Kekeme olan ''çaçaçaça..' demeye baslamIs. Digeri bunun üzerine 'Sus, sus yukarI çIkInca söylersin' demis. YukarI çIktIklarI zaman kekemeye sormus; 'Ne var? ' Kekeme 'ÇaçaçaçaçaççaçadIrlarI asagIda unuttum! ' demis. Böylece digeri 'Hadi iniyoruz' demis. Yine kekeme 'sasasasasa..' diye kekelemeye baslamIs. Ama digeri onu yine susturarak 'AsagIda söylersin.' demis. AsagI indikleri zaman digeri sormus: 'Ne var? ' Kekeme cevap vermis: 'Eeee.... sasasasaka yayayaptImmmmm! '

**********************************************

Müdahele
Hakim kaynanasını dövmekten sanık bir adamın muhakemesine bakıyordu.Şahitlere sordu:
-Bu adamı kaynanasını döverken gördün mü?
-Gördüm efendim.
-Neden müdehale etmedin?
-Neden müdehale etmeyim hakim bey... Yardıma ihtiyacı yoktu ki evire çevire dövüyordu

 

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/2/2007 - cimri

Kategori: mizah-fikra

Cimrinin biri seyyar balıkçıya sorar:
-Balıklar kaça?
-Tanesi iki milyon lira.
Cimri:
-Üçüne iki milyon lira vereyim.
-Olmaz beyim. Altı milyon liradan aşağı olmaz.
İkisi arasında pazarlık sürerken oradan geçmekte olan fakir bir adam, bu pazarlığa şahit olur ve cimriye bir ders vermek ister. Balıkçıyla pazarlık yapmadan üç balığı altı milyon liraya satın alır. Bunu gören cimri şaşırır:
Be adam, ben bu kadar zenginken bu parayı veremedim. Sen nasıl aldın bu balıkları?
-Ne olacak beyim? Bugün param var kendim gibi yaşayayım dedim. Yarın param olmazsa, o zaman da senin gibi yaşarım.
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Zengin bir Arap kalp ameliyatı geçirecekmiş. Doktorlar, ameliyat öncesi bir tedbir olarak bir miktar kan depolamak istemişler. Ama bu Arap’ın kanı çok nadir bir kan imiş. Bütün dünyayı arayıp taramışlar ve sonunda Kudüs'te yaşayan bir Yahudi’de bu kanın olduğu anlaşılmış. Yahudi kan vermeye razı olmuş ve ameliyat da yapılmış. Ameliyattan sonra zengin Arap, kendisine kan veren Yahudi’ye teşekkürleri ile beraber müthiş bir otomobil ve bir milyon dolar para yollamış.
Bir kaç ay sonra Arap’ın bir kere daha ameliyat olması icap etmiş. Doktorlar yine Yahudi'yi aramışlar ve Yahudi'de tekrar kan vereceğini söylemiş. Arap yine ameliyat edilmiş. Ancak bu defa kendisine kan veren Yahudi’ye bir teşekkür notu ile bir kutu Şam baklavası yollamış. Çok daha kıymetli hediyeler ve para bekleyen Yahudi bu ise çok bozulmuş. Kan verdiği Arap zenginine bir telefon açıp neden bu kadar cimri davrandığını sormuş. Arap kahkahalar atarak şu cevabi vermiş:
'Ya habibi, gözümün nuru. Artık damarlarımda Yahudi kanı dolaşıyor! '
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

Cimri bir adam, kör alfabesini öğrenmektedir. Bir arkadaşı sorar:
-Yahu, gözlerin görürken, kör alfabesini öğrenmenin ne faydası var? ”
Cimri adam sinsi sinsi gülerek cevap verir:
-Faydası olmaz olur mu? Geceleri parmaklarımla okurken ışıktan tasarruf ediyorum.
:::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::

*

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/2/2007 - at

Kategori: mizah-fikra

Al Sana Rahatlık! ! ! ! !
----------
Şükür ıyıyım m en ıyısı bır fıkra :)))

Adamın birisi bir gün hastalandı. O gün canı işe gitmek istemiyordu.
Karısı ne güzel hep evde kalıyor, hiç işe gitmiyordu. Birden içinden allaha
şöyle bir dua edeceği tuttu. 'Allahım hergün işe gidip, 8 uzun saat boyunca
evim ve eşimin rahatı için çalışıyorum. Eşim ise evde yalnızca oturuyor.
Ne olur, bir gün için benim yerime geçip, ne zor bir hayat yaşadığımı görmesini sağla'.
Hikaye bu ya.. birden bire adamın dileği yerine geldi. Ertesi
sabah, Adam, karısının vücudunda uyandı. Hemen yataktan fırladı, eşinin
kahvaltısını hazırladı, çocukları uyandırdı, elbiselerini hazırladı, onların da kahvaltılarını hazırladı, yedirdi, beslenme çantalarını hazırladı, çocukları okula götürdü, eve döndü.
Hemen evi toparladı, yıkanacak bulaşıkları ve çamaşırları halletti.
Temizleyiciye götürülecek olanları eline alıp, telefon faturasını ödemek
için Türk Telekom'a gidip sıraya girdi. Faturayı ödedikten ve temizleyiciye
uğradıktan sonra akşam yemeği için alışverişe gitti.
Eli kolu dolu bir vaziyette eve döndü. Bu arada öğle olmuştu.
Evi, özellikle yemek masasının altını elektrik süpürgesi ile süpürdü. Eşyaların tozunu aldı. Mutfağı sildi. Çocukların okuldan geldiklerinden
atlayacakları keki pişirdi.
Çocukları okuldan alma zamanı gelmişti. Yolda onlarla sohbet etti.
Okulda olanlar konusunda onlara akıl verdi. Eve geldiklerinde,
derslerini kontrol edip, çalışmaları için masalarına oturmalarını sağladı, onlara süt ve kekten oluşan akşamüstü yiyeceklerini verdi.
Bu arada, yıkadığı çamaşırları ütülemesi gerekiyordu. Ütü bittiğinde, ancak akşam yemeğini hazırlayacak kadar vakit kalmıştı. Patatesleri soymaya başladı. Salataları yıkadı. Pilav için pirinci ıslattı. Etleri çıkarıp, fırın için hazırladı. Kocası eve geldiğinde, sofraya tabakları yerleştiriyordu.
Akşam yemeğinden sonra, önce eşinin kahvesini pişirdi sonra
masayı topladı ve bulaşıkları halletti. Eşinin ve çocukların ertesi günü giyeceği kıyafetleri kontrol etti.
Bu arada çocukların yatma saati gelmişti. Onlara hikaye okudu.
Salona TV seyretmeye, biraz gazete okumaya dönmüştü ki, eşi onu
yatak odasına çağırdı. Ne de olsa, adamcağız bütün gün onlar için çok
çalışıp, yorulmuştu. Şimdi rahatlaması, gevşemesi gerekiyordu. Bu da onun
göreviydi.
Ertesi sabah, uyandığında, hemen Allah'a yalvarmaya başladı.
'Allahım, özür dilerim, ben ne dediğimi bilmiyormuşum. Karımın hayatını
rahat zannetmekle ne halt işlediğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime
döndür'.
Allah cevap verdi; 'Evet, dersini aldığını görüyorum,
herşeyi
değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın, çünkü dün gece
hamile kaldın.)))))))))))))


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/2/2007 - binbir gece

Kategori: mizah-fikra

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Atlar,Atyarışları,Talihoyunları,şiir,edebiyat,resim,mizah

Kategoriler

  • ask
  • at yarislari
  • ATLAR
  • cocuk
  • dijitaluyduinfo
  • edebiyat
  • guncelkeyler
  • KADIN
  • mizah-fikra
  • on numara
  • resimli siirler
  • SAGLIK
  • sayisallotto
  • sevdigim resimler
  • siirler
  • sinama TV
  • teknoloji
  • uyduinfo
  • Arkadaşlarım

    genocide
    tibette7yil
    ercansen
    senembugulu
    denemeyarismasi
    yagmur056
    greenroad
    nuranayaan
    berkanbjk
    denizhancb
    fatoscb
    fatmacik
    eroman
    yust
    cestirtrooy
    everybreathyoutake
    nursalkimi
    angeloflove
    kiraztanem
    meleqqqm
    ecem
    rosin
    dezmavi
    sanartist
    ilkerbjk
    hayalleringemisi
    alperk
    AtYarislari
    Hobilendik
    netmaymunu
    haylazguzel
    cembudulgan
    guzellikoyu
    gifdunyasi
    Romantikmeyhane
    saraykoy
    yagmurtuana
    atyarisialtili
    altilibul6
    huzunadasi
    benyaziyorum
    BestHotels
    SifaliBitkilerimiz
    vacations
    bebekveresimleri
    HealthCare
    MakyajTeknikleri
    SacBakimiYontemleri
    yemektariflerimiz
    gokhantr
    hakan1
    elifsule
    BebekSagligi
    MeyvelerinFaydalari
    benyaziyorumsiyaset
    AnimalImages
    erkekbebekresimleri
    koparanfikralar
    TurkeyVacations
    mizikci
    MeyvelerinFaydasi
    funnyimages
    FranceVacations
    BlogYardim
    enygmus
    evlilikhakkinda
    lezzetliyemek
    mecnun4
    sacmodelleri
    sifaniyetine
    tadimliktarifler
    horseracing
    sinanganyan