|
.bmp)
Eğer bir gün bir şarkı kanatırsa seni
Üzülme.
Eğer bir gün bir şarkı, seni sana, renklerine götürecekse
bırak götürsün.
Eğer bir gün sınırda gitmek ile dönmek arsında
kalırsam olduğun yere
gelirim.


Eğer bir gün sen gitmek ile dönmek arasında kalırsan
mavinin doğduğu yere
gel.
Mavi benim.

Şimdi sınırdayım, diyorsun. En çok şimdi turuncusun.
Gitmek ile kalmak
arasında denizler olmuş yüreğinde.
En çok şimdi turuncu dudaklarında titriyor.
Turuncu, sensin.
.bmp)

Sınırda kalan muhayyelimdir. Ölüp dirilen düşlerimdir.
Turuncu, özlemin en yoğun halidir.
Aşktır.
Turuncu sınırda olmanın, beklemenin, özlem
yoğunluğunun, iki ucun birleştiği
renktir.
Turuncu, en çok istediğinden kaçmandır ve en çok
kaçtığını derin bir kederle



istemendir; senin sınırda olman, gitmen ile kalman gibi.
Turuncu, sınırda olan tutkular ve duygulardır.
Karşıya geçsen de aklın kalır sınırın bu tarafında.
Geçmesen, yüreğin
yasakları dinlemez geçer.

.bmp)

Yüreğin turunculaşır, beynin girdap olur yutmak ister
turuncu duygularını.
Eğer bırakırsan duygularını kendini kurtarmak için
çocuğunu cellâda vermiş
anne olursun.
Turuncu, bekleyiştir. Her an firar edecek, sınır ötesine
geçecek bir kaçak
gibi tedirgin, heyecanlı, yüreği titrek ve ölümü
öpmektir.



Turuncu, maynaları dinelmeyen bir âşık, bir deli, bir
yaşam Savaşçısı gibi.
Turuncu ara bir renktir. Sevgi, tutku, aşk ve özlemin
arada olması gibi.
Kırmızı tektir; aşk olamaz; Sarı da öyle, ama ikisi
özlem olur, bekleyiş
olur.
Özlem ve bekleyiştir aşk.
Şimdi sınırdayım, diyorsun.
Biliyorum şimdi yüreğin turuncu akan bir nehirdir.
Öptüğün yüreğimi hamail yapıp saklıyorum, bir ömür
beni korusun diye.



Öptüğün yüreğimde gün doğar ve gün batar, bütün
renkler kırılır, sınırda
gitmek ve gitmemek arsında kalır.
Öptüğün yüreğimde, sevdiğin papatyalar açar, turuncu
üzerine kelamlar
yazarım:
Dudaklarım ve gözlerimle turuncu sokaklarına
geleceğim.



Bedeninin taşlarında parçalayacağım yüreğimi.
Birlikte yüzeceğiz kanayan papatyaların içinde.
Narçiçeklerini ve cam kırıklarınıEğer bir gün bir şarkı
kanatırsa seni
Üzülme.
Eğer bir gün bir şarkı, seni sana, renklerine götürecekse
,bırak götürsün.
Eğer bir gün sınırda gitmek ile dönmek arsında
kalırsam olduğun yere
gelirim.
Eğer bir gün sen gitmek ile dönmek arasında kalırsan
mavinin doğduğu yere
gel.
Mavi benim.



Şimdi sınırdayım, diyorsun. En çok şimdi turuncusun.
Gitmek ile kalmak
arasında denizler olmuş yüreğinde.
En çok şimdi turuncu dudaklarında titriyor.
Turuncu, sensin.
Sınırda kalan muhayyelimdir. Ölüp dirilen düşlerimdir.
Turuncu, özlemin en yoğun halidir.
Aşktır.
Turuncu sınırda olmanın, beklemenin, özlem
yoğunluğunun, iki ucun birleştiği
renktir.



Turuncu, en çok istediğinden kaçmandır ve en çok
kaçtığını derin bir kederle
istemendir; senin sınırda olman, gitmen ile kalman gibi.
Turuncu, sınırda olan tutkular ve duygulardır.
Karşıya geçsen de aklın kalır sınırın bu tarafında.
Geçmesen, yüreğin
yasakları dinlemez geçer.
Yüreğin turunculaşır, beynin girdap olur yutmak ister
turuncu duygularını.



Eğer bırakırsan duygularını kendini kurtarmak için
çocuğunu cellâda vermiş
anne olursun.
Turuncu, bekleyiştir. Her an firar edecek, sınır ötesine
geçecek bir kaçak
gibi tedirgin, heyecanlı, yüreği titrek ve ölümü
öpmektir.
Turuncu, maynaları dinelmeyen bir âşık, bir deli, bir
yaşam Savaşçısı gibi.
Turuncu ara bir renktir. Sevgi, tutku, aşk ve özlemin
arada olması gibi.
Kırmızı tektir; aşk olamaz; Sarı da öyle, ama ikisi
özlem olur, bekleyiş



olur.
Özlem ve bekleyiştir aşk.
Şimdi sınırdayım, diyorsun.
Biliyorum şimdi yüreğin turuncu akan bir nehirdir.
Öptüğün yüreğimi hamail yapıp saklıyorum, bir ömür
beni korusun diye.
Öptüğün yüreğimde gün doğar ve gün batar, bütün
renkler kırılır, sınırda


gitmek ve gitmemek arsında kalır.
Öptüğün yüreğimde, sevdiğin papatyalar açar, turuncu
üzerine kelamlar
yazarım:
Dudaklarım ve gözlerimle turuncu sokaklarına
geleceğim.
Bedeninin taşlarında parçalayacağım yüreğimi.
Birlikte yüzeceğiz kanayan papatyaların içinde.
Narçiçeklerini ve cam kırıklarını sereceğim bedenine.
Şimdi sınırdayım, diyorsun.
Hep sınırda değil miyiz?



Hep kalmak ile gitmek, ölmek ile yaşamak arasında
değil miyiz?
Şimdi sınırdayım, diyorsun: sana yazdığım bir kelamda
dediğim gibi;
Çık yola o zaman çıplak ayaklarla
Soyun hayallerinle birlikte
Belki bir gece yolcusu elbiselerini getirir bana
hayallerinle



Çırılçıplak soyun bir sonbahar ormanında
Elbiselerini yeni dökülmüş yapraklarının üstüne bırak
Titrek dudaklarınla sararmış yaprakları öp.
Her titreyen yaprak gördüğümde kanlanır dudaklarım.
Yine öp, bugün daha da turunculaşan yüreğimi.
Yine öp yüreğimi belki Farid Farjad ın kemanında
şarkı olur, gece fısıltıyla
şarkıyı söyler gizlenmiş mavi.
sereceğim bedenine.


 Şimdi sınırdayım, diyorsun.
Hep sınırda değil miyiz?
Hep kalmak ile gitmek, ölmek ile yaşamak arasında
değil miyiz?
Şimdi sınırdayım, diyorsun: sana yazdığım bir kelamda
dediğim gibi;
Çık yola o zaman çıplak ayaklarla
Soyun hayallerinle birlikte
Belki bir gece yolcusu elbiselerini getirir bana
hayallerinle



Çırılçıplak soyun bir sonbahar ormanında
Elbiselerini yeni dökülmüş yapraklarının üstüne bırak
Titrek dudaklarınla sararmış yaprakları öp.
Her titreyen yaprak gördüğümde kanlanır dudaklarım.
Yine öp, bugün daha da turunculaşan yüreğimi.
Yine öp yüreğimi belki Farid Farjad ın kemanında
şarkı olur, gece fısıltıyla
şarkıyı söyler gizlenmiş mavi.
 
|