umuda yolculuk

31/1/2007 - Cinsellik: Erkeğin Orgazmı

Kategori: SAGLIK

 

 


Cinsellik: Erkeğin Orgazmı
 
Meninin erkeğin cinsel organından fışkırmasına, yani bu fiziksel olaya boşalma denir. Orgazm ise erkeğin bu boşalma sırasında hissettiğine denir. Genelde her ikisi de aynı anda olur. Yani erkek, peniste bir dizi kas kasılmasıyla meni fışkırırken (ejakülasyon), aynı zamanda cinsel uyarımın oluşturduğu, cinsel zevkin doruklaştığı orgazm duygusunu yaşar. Genellikle bu fiziksel ve duygusal olay aynı anda olur. Çok eskiden beri yaygın görüşe göre, erkek boşalırken orgazm olur veya orgazma ulaşınca boşalır. Yeni görüşlere göre, boşalma ve erkeğin orgazmını iki ayrı olgu olarak inceleme daha gerçekçi olur. Çünkü erkeğin masturbasyonda veya cinsel birleşmede bazen meniyi fışkırtıp boşaltığı halde, duygusal olarak orgazmı yaşamadığını, bazen boşalmadan da orgazmlar yaşayabildiği ileri sürülür.

Erkekde cinsel uyarımın belirtisi çok açıktır. Penis sertleşir ve dikilir. Cinsel uyarılma başlar başlamaz penise giden kan miktarı artar. Penisin üç ayrı bölgesinde bulunan süngerimsi doku kanla dolar. Bu bölgeye kan akımının hücumu fiziksel olarak penisin sertleşip, dikilmesine yol açar. Bu sertleşme sırasında bazı damarların kasılması sonucu penise gelip toplanmış kanın tekrar vücuda dönmesine engel olur. Ancak meninin boşalmasından sonra penisin yavaş yavaş sertliği kaybolur ve eski yumuşak haline döner.

Jinekoloji Uzmanı Dr. Akif POROY

Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/1/2007 - Cinsel Yaşamı Etkileyen Organik Problemler

Kategori: SAGLIK

Cinsel Yaşamı Etkileyen Organik Problemler
 
Kadınların cinsel yaşamlarıyla ilgili en fazla yakındıkları sorunların başında ağrılı cinsel ilişki geliyor. Ağrılı cinsel ilişki yani “disparoni” organik ve yüzeysel nedenlerden oluşuyor.

Yüzeysel nedenler
Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler,düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadın cinsel organının büyük dudaklardaki sarkıklarını gidermek için yapılan estetik ameliyata bağlı yara izleri de kadınlarda ağrıya neden olan faktörler arasında yer alıyor.

Derin disparoni (derin ağrılı cinsel ilişki)
Alt karın bölgesinde rahmi ve rahmin arka boşluğunu ve tüpleri etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir.

Enfeksiyonlar, daha önce karın içinde geçirilen ameliyatlara bağlı karın içi yarıklar da ağrı nedenidir.

Yumurtalıklardaki kistler,rahimdeki saplı miyomlar, karın zarı altındaki miyomlar da derin ağrıya neden olur. Cinsel ilişkinin başlangıcında ağrı olmasa bile ilişkinin ritmine bağlı olarak ağrı artar. Rahim boynundaki ve vajinaya doğru uzanan miyomlar ise cinsel ilişki sırasında kanamaya yol açar. Rahim boynundaki kanserlerde de cinsel ilişkide kanama meydana gelir. Bu yüzden ağrılı cinsel ilişki doktora başvurulması için çok önemli faktördür. Nedeninin kesinlikle belirlenmesi gereklidir. Historektomi, apandist ameliyatları ağrılı cinsel ilişkiye neden olmazlar. Ancak ameliyatın kalitesiyle ilgili bir sorun söz konusuysa, ameliyattan sonra yara izi kalmışsa cinsel ilişkide ağrı olabilir.

Op. Dr. Öztürk Karabey

Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/1/2007 - Cinsellik: Cinsel Yaşam Sorunları

Kategori: SAGLIK

 Cinsellik: Cinsel Yaşam Sorunları
 
Aşk ve cinsel yakınlık düşünsel,duygusal ve davranışsal boyutlarıyla iki insan arasında bir etkileşimdir. Yakınlık kurmak insanın kendisini,duygu ve düşüncesini ve hatta bedenini,iç dünyasını bir başkasına açmasıdır. İlişkiler ve cinsellik insana sevilmeye değer birisi olduğu duygusunun yaşatır. Bu kadınlığın ve erkekliğin bir açıdan onaylanmasıdır. Düzenli,paylaşımlı,yakın ilişki içinde olmak çoğu insanın,kadın ve erkeğin,istediği bir durumdur. Doğumdan ölüme kadar bir yaşam dürtüsü olarak süren insan cinsel davranışı tek bir biçime uymaz. İnsanlar cinsel dürtü,güç ve tercih ettikleri cinsel anlatım ve doyum açısından farklıdır. Bireyin toplumdaki ilişkileri,yaşam koşulları,içinde bulunduğu kültür ortamı,kadın veya erkek oluşum yaşı,yaşam boyunca cinsel deneyimlerini ne kadar geliştirdiği gibi çeşitli etkenler bu farkları belirler. Tedaviyi üstlenen kişinin bu değişkenleri bilmesi,kendi değer yargılarını karşısındakine yüklememesi açısından önemlidir.

Cinsel yaşamda aksaklıklar birey için haz ve doyum duygusunu kaybetmekten öte bir sıkıntı kaynağıdır. Cinsel sorunlar,insana sevmeme,beğenilmeme,terk edilme korkusu,yalnızlık,kendine güvensizlik,küçük düşme,mahçup olma diğerlerine gore eksiklik gibi duygular yaşatır. Çift,ilişkilerde; sıcaklık,aşk,cinsellik,yakınlık ve korunma gibi duygusal doyum sağlayan gereksinimler maddi doyum kaynaklarından daha fazla risk altındadır. Eskiye gore cinsel sorunlarda azalma veya artma olmadı,ancak insanlar cinselliklerinin önemini daha çok fark etmeye başladı ve çareyi bilimsel yöntemlerde bulmaya çalışıyorlar. Tedavi yöntemlerindeki ilerlemeler hem tedavicilerin,hem de yardım arayanların cesaretini artırmıştır.

Cinsel işlev bozukluğunu bireyin alışılagelmiş ilgi ve tepkisini değişmesi ve bu sürenin uzaması olarak düşünürüz. İnsanda tedavi gerektirecek bir sorunun varlığını algılaması veya eşinin öyle düşünmesi önemlidir. İki kişi arasında cinsel etkileşim ve sorun alanlarını; cinsel istek,uyarılma,cinsel birleşme,orgazm ve cinsel doyum başlıkları altında toplayabiliriz.

Prof. Dr. Arşalayus Kayır
İstanbul Üniversittesi İstanbul Tıp Fakültesi
Psikiyatri Ana Bilim Dalı, Psikonevroz ve Psikoterapi Birimi

Kaynak: ailem.com'dan alınmıştır
 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/1/2007 - güneş

Kategori: SAGLIK

Güneş'in sıcaklığı derece



Güneş, Güneş Sistemi'ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve yanmakta olan bazı gazlardan oluşur. Bu nedenle, yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamız'ın büyüklüğünün 40-50 katı olan alevler fışkırır.


Ateşten bir topa benzeyen Güneş, yüzeyinden çok büyük bir ısı ve ışık yayar. Eğer, Güneş olmasaydı, her zaman gece olurdu ve her yer buzla kaplı olurdu. En önemlisi daha önce söylemiştik ya! Dünya'da yaşam yani biz olamazdık.

Güneş'in sıcaklığı derece 6000 dış yüzeyinde, içindeki sıcaklık ise 12 milyon derecedir.
Çünkü, uzay (uzay filmlerinden de hatırlarsınız) karanlık bir yerdir. Dünyamız da bu karanlık yerdeki bir gök cismidir. Bu karanlık yerin içinde Dünyamız'ı Güneş'ten başka aydınlatabilecek ve ısıtabilecek bir gök cismi yoktur.

Ancak, Güneş'ten yayılan ışık çok parlaktır. Havanın açık olduğu bir günde Güneş'e bakmayı denemişsinizdir. Hatırlayın bakalım. Birkaç saniye bakınca gözleriniz kamaşmıştı, değil mi? Aslında, Güneş'e bu parlak ışık nedeniyle doğrudan bakmak çok tehlikelidir. Gözlerimize bu parlak ışık zarar verebilir. Ayrıca, yazın uzun süre Güneş'te kalmak da tehlikelidir. Hatta, cildimizde uzun bir tedaviyi gerektirecek çok ciddi yanıklar oluşabilir. Çünkü, Güneş'ten yayılan ısı özellikle yazın çok yüksek olur. Oysa Güneş, Dünya'ya milyonlarca kilometre uzaktadır ve uzaya yaydığı ısının sadece binde ikisi Dünyamız'a ulaşır.
Peki Güneş'ten çok uzakta olmasına rağmen, Dünyamız'da sıcaklık bu kadar yükselebiliyorsa, acaba Güneş'in üzerindeki sıcaklık ne kadardır?

Bilim adamları, bu konuda yaklaşık sayılar verebilirler. Ama bu sıcaklığı, bildiğimiz herhangi bir şeyin sıcaklığıyla karşılaştırarak anlamak mümkün değildir. Bir düşünün! Güneş'in sıcaklığı derece 6 bin yüzeyinde olduğunu, içinde ise sıcaklığın 12 milyon dereceye kadar yükseldiğini... Bunu bildiğimiz neyle karşılaştırabiliriz ki? Elimizle sıcak suya temas ettiğimizde 50 dereceden fazlasına dayanamayız. En sıcak yaz günlerinde bile hava en fazla 40-50 derece civarındadır. Bu örnekten de anlıyoruz ki, Allah Dünya ile Güneş'in uzaklığını en uygun olacak şekilde yaratmıştır. Güneş bize biraz daha yakın olsaydı, Dünya üzerindeki herşey sıcaktan kavrulur kül olurdu. Ancak, biraz daha uzakta olsaydı, bu sefer de herşey buz tutardı. Tabi ki her iki şekilde de yaşam mümkün olmazdı.

Güneşimiz eğer bizim Dünyamız'a gereğinden fazla yakın olşaydı, Dünyamız bayağı ter dökerdi hatta erirdi. Tüm bu hassas dengeler Allah'ın kontrolündedir.
Aslında, benzer şekilde Güneş'in ısısını daha az alan kutup bölgeleri devamlı bir buz tabakası ile kaplı; daha çok alan Ekvator bölgeleri ise devamlı sıcaktır. Allah, bu bölgeleri bizlere örnek olsun diye yaratmıştır. Diğer yerler ise canlıların yaşamına en uygun şartlarda yaratılmıştır. Bu Allah'ın bize olan şefkatini gösterir. Çünkü, Allah Güneş ile Dünya arasındaki uzaklığı şu anki gibi en uygun şekilde yaratmasaydı, Dünya'daki yaşam çok daha zor olurdu. Hatta olmayabilirdi.

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/1/2007 - Neandertal DNA’sı yapılandırılıyor

Kategori: SAGLIK

 

 

Neandertal DNA’sı yapılandırılıyor
   Bilim insanları, 38.000 yıllık bir Neandertal’in genomlarını yeniden yapılandırdı. Araştırmada insan ile Neandertal DNA’sı arasında yüzde 99.9’a varan benzerlik bulundu.


Neandertal'in DNA 'sının yeniden yapılandırılması için 5 gram kemik parçası yeterli.
 

• 'İnsan ve Neandertal çiftleşmişlerdi'
• İnsanı 'konuşturan' gen: MGC8902
• Neandertal'in genetik haritası çıkarılacak
 
DNA dizelerinin oluşturulması, evrimin gizemli yaratıkları Neandertaller’in saç ve göz rengi, deri biçimi, zihin ve konuşma yetileri gibi konularını aydınlatacak. Bilim insanlarının merak ettiği bir konu da, Neandertaller’in insanın genetik havuzuna katkı yapıp yapmadığı. Geçen haftalarda yayımlanan bir makalede Washington University uzmanı Erik Trinkaus, Avrupa ırklarının genetik havuzunda Neandertal kalıntıları olabileceğini savunmuştu.
‘Tüccar’ insan, Neandertal’i tüketti


DNA’LAR YÜZDE 99.9 BENZİYOR
Science dergisinde yayımlanan makalesinde Profesör Rubin, Neandertal’in genetik materyelinin metagenomics adı verilen bir yöntemle yeniden yapılandırıldığını belirtti. Bu yöntemde DNA parçaları, bir bakterinin içine konarak kendi kendilerine çoğalmaları sağlanıyor. Rubin’in deyimiyle bu şekilde bakteryel kapta bir DNA kümesi meydana geliyor. Rubin bu yöntemle Neandertal’in 65.250 çift DNA serisini yeniden oluşturdu. Rubin, Neandertal DNA’sı ile insan DNA’sının yaklaşık yüzde 99.5 ile 99.9 arasında benzerlik taşıdığını vurguladı.
Edward Rubin, konuşma yetisiyle ilişkilendirilen FOXP2 genini inceleyeceklerini ifade ediyor.

Bilim ekibi şimdiye dek 12 Neandertal’in mitokondrial DNA’sının (mtDNA) dizilerini yapılandırdı. Hücre çekirdeğindeki DNA’lar anneden çocuğa geçiyor ve çekirdek DNA’dan daha uzun süre dayanıyor. İlk belirlemeler Neandertaller’in insanlardan farklı olduğunu gösteriyor. İnsanoğlunun evrimsel kuzeni varsayılan Neandertaller’in nükleer DNA’sından alınan örnekler ise daha ince detayların açığa çıkmasını sağlayacak.

FOXP2 GENİ MERCEK ALTINDA
Rubin, Neandertal’in FOXP2 genini inceleyecek, zira bu genin insanın şempanzeden ayrıldıktan sonra konuşma yetisini sağladığı düşünülüyor. Tabiatiyle, konuşma yetisi göz renginden daha öncelikli bir konu. DNA’ları yeniden yapılandırılan 38.000 yıllık Neandertal, Hırvatistan’ın Vindija Mağarası’nda bulunmuştu. Neandertal’in genetik haritasının oluşturulması ve DNA’nın yeniden yapılandırılması için 5 gram’lık bir kemik parçası yeterli geliyor.

AVRASYA’DA HÜKÜM SÜRDÜLER
Bilim insanları, 500.000 yıl önce insanın atasından ayrılan Neandertaller’in Homo Sapiens’e en yakın tür olduğunu tahmin ediyor. Bu önermeye göre, insanoğlu yarım milyonluk evrimi boyunca zihinsel yetilerini sürekli geliştirerek bugüne ulaşırken, çevre uyum sağlayamayan Neandertaller zamanla yeryüzünden silindi.

Almanya’nın Leipzig kentinde bulunan Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü uzmanı Svante Paabo’ya göre, ilk Neandertaller yaklaşık 3.000 kişilik küçük bir kavimdi. Avrupa’dan Özbekistan’a yayılan kuzey Avrasya’da hüküm süren ve güçlü yapıya sahip Neandertaller, insanoğlunun en yakın insansı akrabasıydı.

İNSANLA NEANDERTAL ÇİFTLEŞTİ TEZİ
Afrika’dan çıkan modern insan ise Avrupa’ya yaklaşık 40.000 yıl önce girdi, bunu müteakip 10.000 yıl içinde Neandertaller yeryüzünden silindi. 24.000 yıllık son Neandertal izlerine İberya Yarımadası’nda rastlandı. Neandertaller’in insanların yıkıcı etkisi nedeniyle yok olduğuna dair kesin bir kanı oluşmuş değil.

ABD’li antropolog Erik Trinkaus, insanların Avrupa’ya girişiyle Neandertaller’le çiftleştiğini ve Neandertaller’in insanın genetik havuzuna katkı yaptığı fikrini ortaya atmıştı. Edward Rubin, bu fikri güçlendiren kanıtlara rastlamadığını belirtirken; Paabo, genetik katkının insandan Neandertal’e doğru olduğunu savunuyor.


 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Atlar,Atyarışları,Talihoyunları,şiir,edebiyat,resim,mizah

Kategoriler

  • ask
  • at yarislari
  • ATLAR
  • cocuk
  • dijitaluyduinfo
  • edebiyat
  • guncelkeyler
  • KADIN
  • mizah-fikra
  • on numara
  • resimli siirler
  • SAGLIK
  • sayisallotto
  • sevdigim resimler
  • siirler
  • sinama TV
  • teknoloji
  • uyduinfo
  • Arkadaşlarım

    genocide
    tibette7yil
    ercansen
    senembugulu
    denemeyarismasi
    yagmur056
    greenroad
    nuranayaan
    berkanbjk
    denizhancb
    fatoscb
    fatmacik
    eroman
    yust
    cestirtrooy
    everybreathyoutake
    nursalkimi
    angeloflove
    kiraztanem
    meleqqqm
    ecem
    rosin
    dezmavi
    sanartist
    ilkerbjk
    hayalleringemisi
    alperk
    AtYarislari
    Hobilendik
    netmaymunu
    haylazguzel
    cembudulgan
    guzellikoyu
    gifdunyasi
    Romantikmeyhane
    saraykoy
    yagmurtuana
    atyarisialtili
    altilibul6
    huzunadasi
    benyaziyorum
    BestHotels
    SifaliBitkilerimiz
    vacations
    bebekveresimleri
    HealthCare
    MakyajTeknikleri
    SacBakimiYontemleri
    yemektariflerimiz
    gokhantr
    hakan1
    elifsule
    BebekSagligi
    MeyvelerinFaydalari
    benyaziyorumsiyaset
    AnimalImages
    erkekbebekresimleri
    koparanfikralar
    TurkeyVacations
    mizikci
    MeyvelerinFaydasi
    funnyimages
    FranceVacations
    BlogYardim
    enygmus
    evlilikhakkinda
    lezzetliyemek
    mecnun4
    sacmodelleri
    sifaniyetine
    tadimliktarifler
    horseracing
    sinanganyan