umuda yolculuk

8/2/2007 - İlkyardımın Altın Kuralları

Kategori: SAGLIK
İlkyardımın Altın Kuralları
İlkyardım Öncesi · Sakin olun· Pratik olmaya çalışın· Çevredeki kişileri organize edin ve onlardan yararlanın
Yaralının Bilinç Durumunun Değerlendirilmesi· Sözlü uyarın· Hafifçe omzuna dokunarak “İyi misiniz? diye sorun· Bebeklerde ayağın tabanına hafifçe vurarak uyarın
Solunumun Değerlendirilmesi Özellikle bilinç kaybı olanlarda, dil geri kaçarak solunum yolu tıkanması mümkün.Havanın akciğerlere ulaşabilmesi için hava yolu açıklığı sağlanmalı.
Dolaşımın DeğerlendirilmesiŞah damarından 3 parmakla 5 saniye süre ile nabız almaya çalışın.
Kanamalarda İlkyardımKanın herhangi bir nedenle damar dışına çıkmasına kanama deniyor. Kanamalar her zaman tehlikelidir. Halsizlik, şok ve ölümle sonuçlanabilir. İç ve/veya dış kanama biçiminde olabilir.
Dış kanamalarda ilkyardım· Kanayan yer üzerine temiz bir bezle bastırın, bandaj ile sararak basınç uygulayın. · Kanama durmazsa ikinci bir bez konarak basınç artırın· Kanayan bölge yukarı kaldırın · Yabancı cismi çıkartmaya çalışmayın· Yabancı cismi sabitlemek için kalın pansuman malzemesi kullanın
İç kanamalarda ilkyardım· İç kanama şüphesi olanlarda yaşamsal bulguları kontrol edin· Asla yiyecek içecek vermeyin
Kırıklarda İlkyardım· Yaralıyı hareket ettirmeyin· Kol etkilenmişse yüzük, saat, vb. eşyaları çıkartın.· Kırık şüphesi olan bölgeyi sert malzemelerle yakındaki eklemleri de içine alarak şekilde tespit edin. Varsa önce yara üzerini kapatın.· Kol ve bacakları yukarı tutun· Kırık bölgede sık aralıklarla nabzın, derinin rengi ve ısısını kontrol edin.
Burkulmada İlkyardım· Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklemi belirleyin · Şişliği azaltmak için bölgeyi yukarı kaldırın· Hareket ettirmeyin
Çıkıkta İlkyardım· Eklemi aynen bulunduğu gibi saptayın · Çıkığı yerine oturtmaya çalışmayın· Yaralıya ağızdan hiçbir şey vermeyin· Bölgede nabız, deri rengi ve ısıyı kontrol edin
Hasta/ yaralı taşınmasında genel kurallar nelerdir?· Hasta / yaralı taşınmasında ilkyardımcı kendi sağlığını riske sokmamalı.· Hasta / yaralıya yakın mesafede çalışılmalı.· Daha uzun ve kuvvetli kas grupları kullanılmalı.· Sırtın gerginliğini korumak için dizler ve kalçalar bükülmeli (Omurilik yaralanmaları riskini azaltıyor).· Yerden destek alacak şekilde her iki ayağı da kullanarak biri diğerinden biraz öne yerleştirilmeli.· Kalkarken, ağırlığı kalça kaslarına vererek dizler en uygun biçimde doğrultulmalı.· Baş her zaman düz tutulmalı homojen ve düzgün bir şekilde hareket ettirilmeli.· Yavaş ve düzgün adımlarla yürümek gerekiyor. · Ağırlık kaldırırken karın muntazam tutulup kalçayı kasmak gerekiyor.· Omuzlar, leğen kemiği ve omurilik hizasında tutulmalı.· Yön değiştirirken ani dönme ve bükülmelerden kaçınılmalı.· Hasta / yaralı mümkün olduğunca az hareket ettirilmeli.· Hasta / yaralılar baş-boyun-gövde ekseni esas alınarak en az altı destek noktasından kavranmalı.· Hasta yaralı taşımak mükemmel bir ekip çalışması gerektirdiğini unutmayın.· Tüm hareketleri yönlendirecek sorumlu bir kişi seçin ve hareketler için komut vermesini sağlayın (Dikkat, kaldırıyoruz vb.).
Yukarıdaki tavsiyeleri aynı zamnda deprem anında da uygulayabilirsiniz. Depremde hazır olması gereken diğer bir husus ise deprem çantasıdır.
Deprem çantasında neler olmalı?· Battaniye,· Pilleriyle radyo,· Pilleriyle fener,· Çok amaçlı çakı,· Düdük,· Kalem,· Not Defteri· İlkyardım çantası · Kişisel, reçeteli ilaçlar (örneğin, kalp, damar, tansiyon, şeker ve hormon ilaçları.)· Bir kat giysi, · Bir miktar para, · Su · Enerji veren yiyecekler,· İçinde önemli telefon numaralarının, iletişime geçilecek kişilerin bilgilerinin,önemli evrakların fotokopilerinin bulunduğu su geçirmeyen bir dosya,· Çocuklar, yaşlılar, engelliler ve ev hayvanları için özel malzemeler.
Her 6 ayda bir Deprem setindeki pilleri, reçeteli ilaçları, su ve yiyeceği tazeleriyle değiştirin. Bu işlem yaz-kış saati uygulamasında saatlerin yeniden düzenlendiği hafta sonlarında yapabilirsiniz.
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - SİGARAYI BIRAKIN

Kategori: SAGLIK

SİGARAYI BIRAKIN

SİGARAYI BIRAKINSİGARAYI BIRAKMANIN YİRMİ KOLAY YOLU1.Kendinize inanın ve güvenin. Sigarayı bırakabileceğinize inanın. Hayatınızda daha önce başardığınız zor işleri düşünün. Sigarayı da bırakabileceğiniz düşünün. 2.Bu listeyi okuduktan sonra, önerileri kendinize uyarlayın ve sigarayı bırakmak için kendi planınızı yapın. 3.Sigarayı bırakma sebeplerinizi ve bırakmakla kazanacaklarınızı yazın:Örnek: daha uzun yaşamak, kendinizi daha iyi hissetmek, para biriktirmek, daha iyi kokmak. Sigara içen herkes bunun zararlarını bilir ve bırakmak ister, siz bunu yazılı hale getirin ve her gün okuyun. 4.Ailenizden ve arkadaşlarınızdan sigarayı bırakma kararınızı desteklemelerini isteyin. Size yardımcı olmalarını ama kesinlikle sizi suçlamamaları gerektiğini söyleyin. Sigarayı bıraktığınız ilk günlerde zorlanacağınızı ve size anlayış göstermelerini rica edin. 5.Sigarayı bırakmak için bir gün belirleyin. Bugünün yeni hayatınız için bir başlangıç olduğunu düşünün. 6.Sigarayı bırakmak için bir doktora danışabilirsiniz ve onun yardım ve önerileriniz alabilirisiniz. 7.Kendinize bir egzersiz programı belirleyin. Spor yaparken sigara içmek aklına gelmeyecektir, üstelik sigara verimli egzersiz yapmanızı engelleyecektir. Spor yapmak stresinizi azaltacak ve sigaranın vücudunuz yıllarca yaptığı zararı tamir etmesine yardımcı olacaktır. Haftada 3-4 kere, 30-40 dakika spor yapın. 8.Hergün 3-5 dakika nefes egzersizi yapın. Gözlerinizi kapatın. Burnunuzdan derin nefes alın, nefesinizi birkaç saniye tutun ve çok yavaş bir şekilde ağzınızdan verin. Nefes egzersizini yaparken, her seferinde daha temiz ve daha rahat nefes aldığınızı göreceksiniz. 9.Birisi size sigara ikram ederse reddedin, kullanmıyorum diyin. Bu sizin kendinize olan güveninizi artıracaktır. 10.Sigarayı tamamen bırakacağınız güne yaklaştıkça, sigara miktarını azaltın. Her gün kaç adet sigara içeceğinizi planlayın, bu rakamı her gün bir tane azaltın. Her gün başka bir marka sigara alın, bir önceki günden kalan paketi çöpe atın. Sigara paketinizi bir başkasına verin, böylece her sigara içmek istediğinizden ondan istemek zorunda kalacaksınız. 11.Pek çok sigara tiryakisi, sigarayı yavaş yavaş bırakamayacağını ancak bir seferde bırakabileceğini düşünür. Hangi metodun size daha uygun olduğuna karar verin. 12.Sigarayı bırakmayan isteyen bir arkadaşınız daha varsa bunu yapmak daha kolay olacaktır. Birbirinizi teşvik edici konuşmalar yapın. 13.Dişlerinizi temizletin ve her zaman temiz tutun. 14.Sigarayı bıraktıktan sonra kendinize bir ödül verin. 15.Çok fazla su için. Su her anlamda vücudunuz için faydalıdır. Ne yazık ki, pek çok kişi yeterince su içmez. Vücudunuzdan nikotinin ve diğer zararlı kimyasal maddelerin atılmasına yardımcı olacaktır. Sigaranın verdiği zararları düzeltecektir. Ayrıca, yemek yeme isteğinizi de azaltacaktır. 16.Sigarayı en çok ne zaman istediğinizi düşünün, canınız sıkkın olduğunda, yemekten sonra, işten eve gelince, içki içerken vb. Sigara içmek yerine hoşunuza giden başka bir şey yapın. 17.Elinizdeki ve ağzınızdaki boşluk hissini gidermek için bir şey bulun, örneğin: su için, sakız çiğneyin, leblebi yiyin vb. 18.Sigarayı bırakma konusunda düşüncelerinizi yazın. Bunu her gün okuyun. 19.Yanınızda sizin için çok önemli birisinin resmini taşıyın, bir kağıda sigarayı bırakacağıma söz veriyorum diye yazın, canınız her sigara istediğinde bu resme ve nota bakın. 20.Canınız sigara istediğinde, bir sigara yakmak yerine hislerinizi bir günlüğe yazın. Bu günlüğü her zaman yanınızda taşıyın.BAŞARILAR...!!! SERÇEBAY...SİGARA İÇMEK HARAMDIR. ÇÜNKÜ VÜCUDA ZARAR VEREN HERŞEY HARAMDIR VE İNTİHAR ETMEKTE HARAMDIR. SİGARA İÇMEK UZUN VADELİ İNTİHAR ETMEK DEMEKTİR. HEM İSRAFTIR. İSRAFTA HARAMDIR. GELİN BIRAKIN ŞU ZIKKIMI. ONU İÇMEK BÜYÜKLÜK DEĞİLDİR.CEBİNİZE VE CİĞERİNİZE ZARAR VERMEKTEN BAŞKA ELİNİZE GEÇEN HİÇ BİR ŞEY YOK.UMARIM BU SÖYLEDİKLERİM FAYDALI OLUR VE DİKKATE ALIRSINIZ. SİGARA İÇECEĞİN PARAYI Bİ KÖŞEYE KOYSAN 3-5 YILDA RAHAT 2. EL Bİ ARABA ALIRSINIZ. SAĞLIĞINIZI VE KENDİNİZİ DÜŞÜNÜYORSANIZ NE OLUR HEMEN ŞİMDİ SİGARAYI BIRAKIN. AĞZINDAN BURNUNDAN DUMAN ÇIKARTMAK BİR ZEVK DEĞİLDİR. TEŞEKKÜRLER... SİGARA ÜLKEMİZİN 1 NUMARALI SORUNUDURTürkiye'de Sigaradan Ölümler Peki sigaradan daha öncelikli sorun var mı? Bir toplumsal sorunu neye göre sıralamalıyız. Şüphesiz ölçümüz insan hayatı ve sağlığına verdiği zarar ölçü olarak alındığında: Hiçbir şey, sigara kadar ülkemizde insanlarımıza zarar vermemektedir. Ölçümüz insan hayatıdır.Her yıl ülkemizde 100.000 insanımızı erken yaşlarda sigaraya kurban vermekteyiz eğer önlem alınmazsa önümüzdeki 20 yılda bu sayı 250.000'e çıkacak.Her yıl ülkemizde 100 bin kişinin ölmesi karşısında kılı kıpırdamayanlar var. Her yıl 100 bin kişi ne anlama geliyor? -Hergün 1 uçak düşüyor ve 300 kişi ölüyor. -Heryıl yüz bin nüfuslu bir şehrimize bir atom bombası atılıyor -Hergün içi dolu 6 otobüs uçuruma yuvarlanıyor kimse sağ kalmıyor.Sigarayı Daha Başka Nasıl Tanıyabiliriz. Ülkemizde en çok ölüme sebep veren diğer toplumsal sorunlarla karşılaştıracak olursak, sigarayı daha iyi tanıyabiliriz. Ülkemizde sonucu ölüm olan toplumsal belli başlı diğer sorunlarla karşılaştırılacak olunursa : -Bilinen terör yılda 2-3 bin insanımızın -Trafik terörü yılda 6-7 bin insanımızın -Sigara terörü yılda 100 bin insanımızın hayatına mal olmaktadır. Sigaranın yol açtığı ölümler; trafik, terör, iş kazaları vb. tüm ölümlerin toplamından beş kat daha fazladır.


Bu dünyada en sevdiğiniz insan kim ? Anneniz, Babanız, Sevgiliniz, Karınız vs. O bile hergün sigaraya verdiğiniz parayı sabit olarak sizden istese vermezsiniz. Hergün 3-5 YTL veriyorsunuz bu zıkkıma, üstüne birde zehirleniyorsunuz... Bravo size... O parayı biriktirin her sene 5 yıldızlı otelde 2 kişi 15 gün süper tatil yapın...


SİGARA İÇENLERE İYİ DAVRANIN ! ONLAR BU DÜNYADA MİSAFİR !

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - Uykunun kalp üzerine etkisi

Kategori: SAGLIK

Uykunun kalp üzerine etkisi

Uyku su içmek ve yemek yemek le birlikte yaşamın olmazssa olmaz üç ögesinden biridir.Uyku bozukluğu olanların gün içinde yorgunluk, isteksizlik, güçsüzlük, sinirlilik, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, motivasyon eksikliği gibi şikayetleri bulunmaktadır.VKV Amerikan Hastahanesi uyku bozuklukları klıniği şefi Dr.Sabri Derman , uykunun kalp sağlığı etkilerini anlattı.
Uyku apnesi :
Özellikle uykuda horlama ve soluma güçlükleri ile kendini gösteren uyku apnesi sendromunda hastaların gün içinde aşırı yorgunluk ve giderek artan uykusuzluk hali gösterdikleri gözlenmektedir.Yakın zamanlarda yapıolan geniş kapsamlı araştırmalar,Uyku apnesi Sendromu hastalığının kalp krızi ile beyin kanaması geçirme olasıklarının, diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak artığını ortaya koymuştur.Yüksek kan basıncı, aşırı kilo ve şeker hastalığı gibi olası diğer yaygın risk faktörleri hesaba katıldığında bile, apne gurubundaki kalp ve beyin krizi riski diğerlerinden iki kat fazladır.
Kan basıncı ölçümü :
24 Saat sürekli kan basıncı ölçümleri ile de , uyku apnesi hastalığı olan kişilerin gün içerisinde kan basıncı düzeylerinin daha büyük iniş çıkışlar gösterdiğine işaret etmiştir. Şiddetli horlaması olan hastaların kan basınçlarının kontrolu ilaç ile zor, ilaç dozunu saptamak çok güçtür.Uykuda tıkanma ve horlama ile kendini gösteren uyku apnesi sendromunun yol açtığı oksijen yetmezlikleri zaten stres altındaki kalbi gereksiz yere daha fazla yük altına sokmakta.İlaç tedavisinide zorlaştırmaktadır.
Kilo fazlası , hipertansiyon, kalp yetmazliği, ritim bozukluğu,
veya ailesinde ciddi kalp rahatsızlığı olan ve horlayan hastaların uyku apnesi sendromu açısından incelenmelidir

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - Uyurken sağa dönün.

Kategori: SAGLIK

Uyurken sağa dönün.

Uyurken sağa dönün. Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir. Ayrıca nefes alınan burun deliği ile beynin yarımküreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir münasebet olduğu, çalışmalarla gösterilmiştir. Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar. Sağ beyin yarımküresinin uyarılmasi, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalb hizimizin yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide-bağırsak faaliyetlerimizin yavaşlamasına vesile olur. Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır, bu da istirahatimizin daha iyi olmasına imkân sağlar. Diğer yandan sol tarafa yatılırsa ne olur? Sol burun deliğinin tıkanması ile birlikte sağ burun deliğinden nefes alınması, sempatik sinir sisteminin faaliyetlerinde artışa yol açar; bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalb atışlarındaki hızlanma ile kalb daha da yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır. Çünkü kalb atım hızının, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artması uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine uyumada ise vücudumuz daha çok yıpranacaktır.Sırtüstü veya yüzüstü yatınca durum ne olacaktır? Yüzüstü yatmak zaten uzun süre mümkün olmadığı gibi, kalb, akciğerler ve mide bu durumda baskı altında olduğu için, ciğerlerimiz ve midemiz sıkışıp rahatsızlık verebilir. Sırtüstü yatıldığında ise bu rahatsızlıklar olmayabilir. Ancak uykuya dalmada gecikme olabilir. Bu durum da vücudun tam dinlendirici bir uykuya geçmesine ve dinlenmesine engel olabilir. Çünkü bu durumda gündüz olduğu gibi iki burun açık olacak ve parasempatik sistem uyarılamayacaktır. Ayrıca sırtüstü yatılması durumunda mide ve bağırsakların fonksiyonlarını gerçeklestirmesi biraz daha zorlaşacaktır. En faydalı ve belki de en az zarar görebileceğimiz yatış pozisyonun; "sağ yana yatarak ve ayakları vücuda doğru çekerek uyuma" şeklinde olduğu, yapılan araştırmalarla ancak bugün doğrulanabilmektedir. Bu yatış seklinde hem mide ve bağırsaklar korunmakta, hem de sindirimin daha kolayca tamamlanması mümkün kılınmaktadır

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - AFT ve UÇUK (AĞIZDA OLUŞAN YARALAR ) :

Kategori: SAGLIK

AFT ve UÇUK (AĞIZDA OLUŞAN YARALAR ) :
--------------------------------------------------------------------------------

Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır. Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.
Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak belirlenememiştir.
Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür
Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?STRES
Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir. Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.
YİYECEKLER
Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.
TRAVMA
Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.
DİŞ MACUNU
Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak yapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerinin yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir. Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)
SİSTEMİK HASTALIKLAR
Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır. Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.
DİĞER NEDENLER
B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler olduğu bilinmektedir.
Tedavi
Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:
Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:
*Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır. *"2% hydrogen peroxide" solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir. *Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir. *Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir, *Yemeklerden önce aft bölgesine "xylocaine" solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir. *Aft üzerine uygulanacak "orabase", "Gly-oxide", "Cankaid","Ambesol" gibi ağız içi kremler uygulanabilir. *"sucralfate" tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir. *Özellikle aftı başlangıç aşamasında "tetrasiklin" tableti suda eriterek elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır. *Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid "%0.1 lik triamcinalone" uygulanması ya da steroidli bir gargara "betamethasone syrup" ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı azaltır. *"Chlorhexadine" gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır. *"Tetrasiklin" şurup la hazırlanan 12,500 unite "nystatin", 1.25 mg "diphenhydramine", ve 0.25 mg/m "hydrocortisone" karışımı 'shotgun' solusyonu olarak kullanılabilir.


AFT (canker sores=mouth ulcers) ile UÇUK (fever blisters=cold sores) arasındaki farklılıklar:
Aft ile uçuk genellikle aynı belirtileri gösterdikleri için birbirleri ile karıştırılabilmektedir. Ancak aralarında birçok temel farklılık vardır:
AFT
1. Kesinlikle ağız içersinde oluşur. 2. Bulaşıcı değildir. 3. Aftın oluşmasına virüsler neden olmaz.
UÇUK
1. İçi su toplamış küçük kabarcıklar (blisters) şeklinde başlar. 2. Nadiren ağız içerisinde olsalar da genellikle ağız dışında meydana gelirler. Aft ağız içerisinde tüm bölgelerde olabilmesine karşın uçuk genellikle ağız içerisinde damak tavanı gibi hareketsiz bölgeleri tutar. 3. Bulaşıcıdır. 4. Virüsler tarafından meydana getirilir.
UÇUĞUN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Uçuk çıkmadan önce kendini belli eder (0-24 saat önceden); karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama hissedilir. Bunu o bölgenin kızarması, şişmesi ve daha sonra da içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıkışı izler. Bu kabarcıklar konuşurken, gülerken, yiyip içerken acı ve ızdırap verir. Zamanla kuruyup çatlar, sızıntı yapar ve açılarak görüntüyü bozan çirkin bir yara haline gelir.
NASIL BULAŞIR?
Uçuk, ön belirtileri ile açık yaranın kapanması süresi arasında bulaşıcıdır. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı, havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalardan ve uçuklu kişinin öpmesi sonucu bulaşır. Uçuk virüsü (Herpes simpleks) ile insan genellikle ilk defa küçükken (0-5 yaş) tanışır. Uçuğu olan aile bireylerinden birinin “Sevgi dolu” öpücüğü sonucunda uçuk virüsü vücuda girer. Çoğunlukla fark edilmeyen küçük kızarıklıklar şeklinde ortaya çıkar; ağız içi, diş etleri ve dudaklar enfekte olur. Ama kimi hassas bünyelerde ciddi enfeksiyon şeklinde görülebilir.
DİKKAT! UÇUK BULAŞICIDIR!
*Uçuğa dokunulmamalıdır. Dokunulursa eller çok iyi yıkanmalıdır.
*Bayanlar makyajlarını çıkarırken özellikle çok dikkat etmelidirler. Kesinlikle gözlere dokunulmamalıdır.
*Özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanlar öpülmemelidir.
*Uçuklu insanın kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalar ayrılmalı ve başkalarının kullanmasına izin verilmemelidir.
*Yerken, içerken kullanılan malzemeler özellikle çocuklar ile paylaşılmamalıdır.
*Uçuk ve uçuk yarasının kabuğu ile oynanmamalıdır. (Parmaklara uçuk virüsü bulaştırırken, uçuk yarasına da diğer mikroplar bulaştırılmış olur.)
NİÇİN NÜKSEDER?
Uçuk virüsü (Herpes simpleks) vücuda girip ilk enfeksiyonu yaptıktan sonra o bölgedeki isnir düğümüne girip yerleşir ve istenmeyen bu misafir, vücudun zayıf düştüğü durumlarda çoğalır ve uçuk çıkar
*Stres
*Aşırı yorgunluk, uykusuzluk
*Aşırı güneş ışığı ve UV ışınları
*Diğer enfeksiyonlar
*Adet dönemi, hamilelik gibi durumlarda virüs aktif hale geçebilir.
KONTROL EDİLEBİLİR Mİ?
Öncelikle uçuğun nüksetmesine sebep olan durumlardan sakınmak gerekir. Örneğin strese bağlı olarak gelişir ise; stresimizi azaltacak gevşeme tekniklerini öğrenmek. Yorgunluk ve uykusuzluk sebep ise; dinlenmek ve iyi uyumak. Güneş sebep oluyor ise; dudaklar için koruyucu krem ya da yüksek koruma faktörlü güneş yağı kullanmak ve şapka ile yüzü güneşten korumak gerekir. Tüm alınan önlemlere rağmen uçuk yine de nüksedebilir.Ön belirtiler (karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama) hissedildiğinde o noktaya kısa aralarla antiviral bir uçuk kremini uygulamak gerekir. Uçuk ya hiç çıkmayacaktır ya da çıksa bile hafif seyredecektir.
EN ETKİLİ ŞEKİLDE NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Önceden bazı madde ve ilaçlar uçuğun verdiği rahatsızlığı azaltmak için kullanılmıştır:
*Alkol ve antiseptik ilaçlar, Uçuğun üzerindeki bakteri enfeksiyonunun gelişmesini engeller
*Ağrı kesici ilaçlar; Uçuğun sebep olduğu ağrıyı azaltır.
*Buz uygulamak; Ağrı azaltılabilir
*Oysa günümüzde etkili tedavide kullanılan antiviral uçuk kremleri, deriden geçerek uçuk virüsüne (Herpes simpleks) etki eder ve deriye zarar vermelerini engeller.

* B vitamini hapıda işe yarıyor. Bizzat test ettim.

* En güzel tedavisi ise hergün Mavi Kaplan Efsanesine uğruyarak stresten uzaklaşmak.

KİMLER ÖZELLİKLE RİSK ALTINDADIR?
*Sık sık veya uzun süreli olarak uçuk çıkıyorsa (Örneğin tedaviye rağmen 10 günden daha uzun süre devam ediyorsa)
*Uçuk, bir bebekte ya da 6 yaşından küçük bir çocukta çıkmışsa
*Dudak, ağız ve burun çevrenizin dışındaki vücut bölgelerinde, özellikle de gözlerinizde, parmaklarınızda ya da cinsel organınızda uçuk çıkmışsa
*Uçuk ile birlikte baş ağrısı, ateş ve kas ağrısı gibi başka şikayetleriniz varsa
*Uçuk sarı renkte cerahatli ise
*Bağışıklık sisteminizi baskı altına alan ilaçlar, örneğin kortizonlu ilaç kullanıyorsanız
*Bağışıklık sisteminizin zayıflığı (yani bulaşıcı hastalıklarla mücadele etme gücünüzün azalmış olması) nedeniyle tıbbi kontrol altındaysanız.

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - İşyerinde Spor Egzersizleri

Kategori: SAGLIK

İşyerinde Spor Egzersizleri

İşyerinde Spor Egzersizleri


Günümüzde yoğun iş temposundan dolayı spora vakit ayıramamak ve sürekli masa başında çalışmakta sağlığa olan ilginin günden güne azalmasına yol açmaktadır. Eskiden meslekle ilgili hastalıklar ve sakatlanmaların neredeyse hepsi, ağır sanayi ve fabrikalarda çalışan insanlarda görülürdü.
Ancak günümüzde, meslek hastalıklarına yeni bir grup eklendi: bilgisayar kullanıcıları. Klavyeyi kullanmak, fareyi hareket ettirmek ve "tıklamak" çok basit hareketler olarak gözükse de, tekrarlayan gerilme yaralanmaları (repetitive strain injuries) denilen bir grup rahatsızlığa neden olabilirler.
Carpal Tunel Sendromu ve tendinitis gibi hastalıkların oluşmasının önlenmesi, tedavisinden çok daha kolaydır. Hep masa başında çalışan kişiler için, rahat bir pozisyonda çalışmak, sık ara vererek yorulan kasları dinlendirmek ve egzersizler yapmak bu önlemin en önemli öğeleridir.
Amerikan Tıbbi Eğitim ve Araştırma Vakfı "Mayo", yoğun bilgisayar kullanımının neden olabileceği tekrarlayan gerilme yaralanmalarının önlenmesine yardımcı olabilecek beş başlık belirlemiştir:
Esneme: Kan akışını arttırmak için, çalışmaya başlamadan önce, el, kol ve omuzlarınızdaki kaslarınızı çalıştıracak egzersizler yapın. Adaptasyon: Çalışma alanınızı, sizi en çok rahat ettirebilecek hale getirin. İş rutininiz sırasında, hareketlerinizi kısıtlayabilecek, sizi rahatsız eden engelleri ortadan kaldırın. Çalışırken, vücudunuzun pozisyonuna dikkat edin: Kötü oturma şekli, klavye ve fare kullanımı sırasında ellerin ve bileklerin uygunsuz yerleştirilmesi ile bilgisayar ve parçalarının yanlış yükseklik veya kurulumda olması, zamanla çeşitli rahatsızlıkların gelişmesine zemin hazırlayan en önemli nedenlerdir. Değişiklik: İşlerinizi bir döngü halinde yapın. Örneğin: 3 saat aralıksız bilgisayar kullanıp, daha sonra 2 saat dosyalama, telefon görüşmeleri ve başka işlemlerle uğraşmaktansa; bilgisayar, dosyalama, bilgisayar, telefon şeklinde, bilgisayar başında geçireceğiniz zamanı bölümlere ayırmaya çalışın. Mola: Bilgisayar kullanırken, en fazla yarım saatte bir, birkaç dakikalık aralar verin. Kollarınızı, omuzlarınızı, boynunuzu ve sırtınızı esnetecek hareketleri düzenli olarak yapmayı ihmal etmeyin. Durma: Çalışmanız ağrıya neden olmaya başladığında, mutlaka çalışmayı bırakın. Şunu unutmayın: Rahatsızlık geliştikten sonra yaşayacağınız iş kaybı, ağrı veya zorlanma anında vereceğiniz aradan çok daha uzun olacaktır. İşte, yarım saatte bir, sadece 1-2 dakika harcayarak, birçok hastalığın önüne geçmenizi sağlayabilecek, 7 bölümden oluşan "Masa Başı Egzersizleri":


Birinci Hareket
· Parmaklarınızı gergin hissedecek kadar açın, 10 saniye öyle kalın, gevşetin, ellerinizi gergin bir pençe şekline getirin, 10 saniye öyle kalın, gevşetin. Bu egzersiz el, bilek ve önkoldaki kasları gevşetir.



İkinci Hareket
· İki elinizin parmaklarını birbirine geçirin, avuçlarınız karşıya bakacak şekilde, omuz seviyesinde, kollarınızı ileriye doğru uzatın, kollarınızda ve omuzlarınızda hafif bir gerginlik hissedene kadar esneyin,10-20 saniye öyle kalın, gevşeyin. Bu egzersiz kollarınızdaki ve sırtınızın üst kısmındaki kasları esnetir.



Üçüncü Hareket
· Boynunuzun arka kısmını esnetmek için başınızı öne doğru eğin, 10-20 saniye öyle kalın. Ağrı değil, hafif bir gerginlik hissedecek kadar esneyin, başınızı dik duruma getirin ve derin nefes alın. 3 kez tekrar edin. Bu egzersiz, boynunuzun arkasındaki gerginliği azaltmak için idealdir.


Dördüncü Hareket
· Sandalyede düzgün bir şekilde otururken, boynunuzun sağ tarafında hafif bir gerilme hissedene kadar, çenenizi sol omzunuza doğru yaklaştırın. 10-20 saniye öyle kalın, aynı hareketi sağ tarafa doğru yapın, sola ve sağa birer kez daha tekrar edin. Bu egzersiz, boynunuzun yan taraflarındaki kasları esnetir.



Beşinci Hareket
· Sandalyede düzgün bir şekilde otururken, sanki kulağınızı omzunuza değdirmeye çalışır gibi, başınızı yavaşça sola doğru eğin. Boynunuzun sağ tarafında, ağrı değil hafif bir gerilme hissedene kadar esneyin, 10-20 saniye öyle kalın. Aynı hareketi sağ tarafa doğru yapın, sola ve sağa birer kez daha tekrar edin. Bu egzersiz, boynunuzun yan taraflarındaki ve sırtınızın üst kısmındaki kasları esnetir.


Altıncı Hareket
· Düz karşıya bakarken, boynunuzda ve omuzlarınızda hafif bir gerilme hissedene kadar, omuzlarınızı kulaklarınıza doğru kaldırın 5 saniye öyle kalın. Omuzlarınızı gevşetin ve derin nefes alın. Aynı hareketi 2-3 kez tekrar edin. Bu egzersiz, boyun ve omuz kaslarını gevşetecektir.



Yedinci Hareket
· Sol kolunuzu sağ omuzunuza koyun ve başınızı sola doğru çevirin. Sağ elinizle sol dirseğinizi tutarak yavaşça ve hafifçe sol kolunuzu arkaya doğru ittirin. Sol kolunuzda ve omzunuzda hafif bir gerilme hissedecek kadar ittirin. 10-20 saniye öyle kalın. Aynı hareketi öbür tarafa doğru yapın. Bu egzersiz, kollarınızdaki ve sırtınızın üst kısmındaki kasları gevşetecektir.

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - NEDEN YORGUN ve HALSİZLİK HİSSEDERİZ ?

Kategori: SAGLIK

NEDEN YORGUN ve HALSİZLİK HİSSEDERİZ ?

NEDEN YORGUN ve HALSİZLİK HİSSEDERİZ ?

İnsanı yorgun düşüren 11 enerji düşmanı Cep telefonu, floresan ışık, küf gibi etkenler enerjimizden çalıyorlar.
Bilim adamları, kronik yorgunluk ile tüm bu etkenler arasında şaşılacak bağlantılar olduğunu tespit ettiler. Seninle dergisi bu konuyu yenisayısında sayfalara taşıdı.
1- Derin uykuda bizi rahatsız edenlerGürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi sesçıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır.
2- Kahve ve çay: 6 fincandan sonrası zarar!Kafein uyarıcı etki yapar, yani beyne daha fazla enerji emri verir. Günde 3 fincan kadar çay veya kahve içersek, bu canlandırıcı özellikten iyi şekildefaydalanırız. Fakat miktar ikiye katlanırsa, kafein ve tein, vücudumuzdakidemiri emer. Bu durumda beyin ve kalbe yeterli oranda oksijen gitmez. Sonuçta kendimizi çok yorgun hissederiz.
3- Karbonhidrat uyku hapı etkisi yaparTüm karbonhidratlar, aç karnına yenildiği zaman ağırlık yapar. Siz siz olun, aç karnına bu besinleri tüketmemeye özen gösterin.
4- Su eksilirse dikkatiniz de dağılırHer gün yaklaşık 8 bardak su içmemiz gerekiyor, yoksa hissedilir bir biçimde enerji boşluğuna düşeriz. En iyisi, her saat başı içine biraz limon suyusıkılmış bir bardak su içmektir.
5- Cep telefonu hipnozdan beter20 dakikadan uzun telefon görüşmelerinin uyku hipnozu gibi bir etki yaptığı ortaya çıktı. Dolayısıyla, uzun süreli ve sık olarak telefonla konuşmak biziyorar.
6- Duş alacağımıza yatağa geri dönelim daha iyiSuyun sıcaklığı vücut sıcaklığının çok üzerindeyse bünyemiz uyku getiren hormonları fazlasıyla salgılamaya başlar. Akşamları iyi uyumak için sıcakla,sabahları enerji depolamak için ılık suyla yıkanın!
7- Bazı besinlere karşı dayanıksız olabilirsinizHer şeyi doğru yaptığınız halde zinde değilseniz, "çölyak" hastası olabilirsiniz. Bu bünyenizin tahıl nişastalarını işleyememesi anlamınagelir. Baş ağrısı ve yorgunluktan şikayet eden bu kişilerin buğday, arpagibi tahıllardan uzak durması gerrekir.
8- Kola bünyeyi aside boğarAz harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklıksisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır.
9- Gürültü de yorarUzun süreli gürültüye maruz kalan insanların enerjisi tükeniyor. Bağıra çağıra konuşan insanların arasında olmak bile insanı yormaya yetiyor.
10- Floresan ışığı kronik esnemeye neden olurFloresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sistemininzayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir.
11- Küften uzak durmalıBulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu daaçıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir.
BİR ÖNERİZencefil ve karanfilli bir kek vücudunuzdaki mutluluk hormonlarının üretimini artırır, sizi canlandırır. Muskat da "myristicin" adı verilen birmadde içerir ki, bu madde doping ile çok büyük benzerlik taşır*

Yorum (22) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - Uyumakta güçlük çekenlere 5 etkili yol

Kategori: SAGLIK

Uyumakta güçlük çekenlere 5 etkili yol

Uyumakta güçlük çekenlere 5 etkili yolKategori: SAGLIK

Uzmanlar, uyumakta güçlük çekenler için beş etkili yöntem açıkladı. Bunlardan biri de; sevişmek! Araştırmalara göre, orgazm sırasında salınan hormonlar uyumayı kolaylaştırıyormuş...
Uykuya en çok ihtiyacınız olduğu zamanlarda beyninizi kurcalayan düşünceler yüzünden huzur bulamıyorsanız, Santa Monica'daki Uyku Bozukluğu Tanı Merkezi Başkanı Frisca Yan-Go'nun tavsiyelerine kulak verin. - Hareket planı oluşturun: Ertesi günün programıyla ilgili endişeleriniz varsa, yataktan kalkın ve yapacaklarınızı bir kağıda not alın. Listeyi yazılı halde görürseniz, kendinizi olaya hakim hissedersiniz. Sabah listeyi gözden geçirebilme düşüncesi sizi rahatlatır. - Uykuya dalma masalı uydurun: Gün içinde meydana gelen bir olayı kafanızdan silemiyorsanız, hayal kurmayı deneyin. Kendinizi düşüncelerinizle hiç ilgisi olmayan bir yerde hayal edin. Örneğin, favori tatilinizi hatırlayın. Dalgaların dokunuşunu, içtiğiniz margarita'nın tadını anımsamaya çalışın. Bu düşünceler, sizi beyninizi yoran diğer düşüncelerden uzaklaştıracaktır. - Saatinizi saklayın: Düşünceleriniz yüzünden uyku sıkıntısı çekiyorsanız, odadaki her türlü ses, sorununuzu artırabilir. Sabah uyanamama korkusu uykuyu bozan en önemli faktörlerdendir. Alarmı kurun ama saat uzağınızda olsun. - Ilık bir banyo yapın: Sıcak sudan çıkınca, vücut soğumaya başlar ve bu, beyin tarafından uyku zamanının habercisi olarak algılanır. Uyku sorunlarınız varsa, 15 dakikalık ılık bir banyo uyumanıza yardımcı olabilir.

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/2/2007 - Ömrünüze ömür katmanın 11 sırrı

Kategori: SAGLIK

Ömrünüze ömür katmanın 11 sırrı

Ömrünüze ömür katmanın 11 sırrı
Stresin hayatınızdan 32 yıl çaldığını biliyor musunuz? Sigaradan, riskden uzak geçen her gün yaşamınızı biraz daha uzatacak. İşte 'ne yaparsam kaç yıl kazanırım' sorusunun yanıtı.

Yaşam tarzınızda yapacağınız küçük değişiklikler ömrünüzü yüllarca uzatmanızı sağlayabilir, İnternetin popüler sağlık sitelerinden RealAge'in uzmanları daha uzun yaşamanızı ve daha genç hissetmenizi sağlayacak 11 yöntemi sıraladı:

1- Düzenli olarak C, E, D, B6 vitaminleri ile kalsiyum ve folat tüketirseniz 6 yıl daha uzun yaşıyorsunuz. Biber, çilek, badem, karides, süt, ciğer, mercimek ve süt ürünlerini tüketmeniz bu vitaminlerden bolca almanızı sağlayacaktır.

2- Sigara ömrünüzden en az 8 yıl alır. Sigarayı ne kadar erken bırakırsanız etkilerini tersine döndürmeniz de o kadar kolay olur.

3- Düşük tansiyonu olan kişiler (115/75) yüksek tansiyonu (160/90) olanlara göre 25 yıl dana uzun yaşayabilir. Uzmanlar tansiyonu sağlıklı seviyede olan kişilerin yaşam kalitesinin arttığını söylüyor.

4- Uzun süre çok stresli yaşamak ömrünüzden 32 yıla kadar zaman çalabilir. Stresin bu etkilerinden kurtulmak için sosyal ilişkilerinizi kuvvetlendirin. İşin dışında kalan zamanlarda hobilerinize ve arkadaşlarınıza zaman ayırın.

5- Düzenli olarak dişlerinizi fırçalamak ve diş ipi kullanmak ömrünüzü 6.4 yıl kadar uzatabilir. Ağız sağlığınıza dikkat etmek aynı zamanda bedeninizi mikroplardan ve enfeksiyonlardan koruyor.

6- Çok uzun sürmese bile egzersiz yapmak ömrünüzü en az 5 yıl uzatır. Günde 2 kez 20'şer dakikalık yürüyüşlere çıkmayı deneyin. Asansör kullanmayın, otoparkta arabanızı uzağa park edin.

7- Arabaya her bindiğinizde emniyet kemeri kullanmak ve hız limitini 8 kilometreden fazla aşmadığınıza emin olmak 3.4 yıl daha uzun yaşamanızı sağlar. Elbette bu tedbirler sizi trafik kazalarından ve ani ölümlerden de korur.

8- Her gün 12 gram lif tüketmek ömrünüzü en az 2.5 yıl uzatır. Erkeklerin lif ihtiyacını karşılayabilmek için 25 gram kadar lif yemesi gerekebilir. Tam tahıllı ekmek ve unun yanı sıra böğürtlen, lahana ve patlıcan da mükemmel lif kaynaklarıdır.

9- Düzenli olarak sağlık kontrolünden geçen ve yüksek kalite bakım hizmeti alan kişiler 12 yıl daha fazla yaşayabiliyor. Bunun ana nedeni hastalıkların önceden tespit edilebilmesi ve anında müdahele edilebilmesi.

10- Kahkaha atmak 8 yıl daha uzun yaşamanızı sağlayabilir. Kahkaha atmak stresi azaltır, bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

11- Okul bittikten sonra da entellektüel olarak aktif olan kişiler 2.5 yıl daha uzun yaşar. Gazete, kitap okumak; kurslara gidip bir şeyler öğrenmek merakınızı ayakta tutar ve zihninizi çalıştırmaya devam eder.

Ortalama yaşam süresi 68.7 yıl
Sağlıklı aktivitelerin yaşam sürenizi ne kadar uzatacağını ve kaç yaşına kadar yaşayacağınızı hesaplarken 68.7 yılı baz almalısınız. 2003 yılında Türkiye vatandaşı olarak doğan bebeklerin ortalama yaşam süresi beklentisi 68.7 yıl oldu. Bu seviyenin 2030-2035 döneminde yaklaşık beş yıl artarak 73.4 yıla çıkması bekleniyor. Bu arada Japonya'da 2000 yılı yaş beklentisi 81, ABD'de 77, Rusya'da 65 ve Pakistan'da 63'dü.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/1/2007 - ne tarafa yatalımmm?

Kategori: SAGLIK

ne tarafa yatalımmm?


Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden yapıldığı araştırmalarla belirlenmiştir.


Ayrıca nefes alınan burun deliği ile beynin yarımküreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir münasebet olduğu, çalışmalarla gösterilmiştir.

Sağ tarafa yatılması durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes alma ile sağ beyin yarımküresinin aktivitesi artar.


Sağ beyin yarımküresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin faaliyetlerini artırmasına, kalp hizimizin yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide-bağırsak faaliyetlerimizin yavaşlamasına neden olur... Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır, bu da istirahatimizin daha iyi olmasına imkân sağlar.
Diğer yandan sol tarafa yatılırsa ne olur?


Sol burun deliğinin tıkanması ile birlikte sağ burun deliğinden nefes alınması, sempatik sinir sisteminin faaliyetlerinde artışa yol açar; bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalp atışlarındaki hızlanma ile kalp daha da yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır.

Çünkü kalp atım hızının, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artması uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine uyumada ise vücudumuz daha çok yıpranacaktır.

Sırtüstü veya yüzüstü yatınca durum ne olacaktır?
Yüzüstü yatmak zaten uzun süre mümkün olmadığı gibi, kalp, akciğerler ve mide bu durumda baskı altında olduğu için, ciğerlerimiz ve midemiz sıkışıp rahatsızlık verebilir.Sırtüstü yatıldığında ise bu rahatsızlıklar olmayabilir. Ancak uykuya dalmada gecikme olabilir. Bu durum da vücudun tam dinlendirici bir uykuya geçmesine ve dinlenmesine engel olabilir. Çünkü bu durumda gündüz olduğu gibi iki burun açık olacak ve parasempatik sistem uyarılamayacaktır. Ayrıca sırtüstü yatılması durumunda mide ve bağırsakların fonksiyonlarını gerçeklestirmesi biraz daha zorlaşacaktır.

En faydalı ve belki de en az zarar görebileceğimiz yatış pozisyonun:
'Sağ yana yatarak ve ayakları vücuda doğru çekerek uyuma' şeklinde olduğu, yapılan araştırmalarla ancak bugün doğrulanabilmektedir.

Bu yatış seklinde hem mide ve bağırsaklar korunmakta,hem de sindirimin daha kolayca tamamlanması mümkün kılınmaktadır.
-


 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Atlar,Atyarışları,Talihoyunları,şiir,edebiyat,resim,mizah

Kategoriler

  • ask
  • at yarislari
  • ATLAR
  • cocuk
  • dijitaluyduinfo
  • edebiyat
  • guncelkeyler
  • KADIN
  • mizah-fikra
  • on numara
  • resimli siirler
  • SAGLIK
  • sayisallotto
  • sevdigim resimler
  • siirler
  • sinama TV
  • teknoloji
  • uyduinfo
  • Arkadaşlarım

    genocide
    tibette7yil
    ercansen
    senembugulu
    denemeyarismasi
    yagmur056
    greenroad
    nuranayaan
    berkanbjk
    denizhancb
    fatoscb
    fatmacik
    eroman
    yust
    cestirtrooy
    everybreathyoutake
    nursalkimi
    angeloflove
    kiraztanem
    meleqqqm
    ecem
    rosin
    dezmavi
    sanartist
    ilkerbjk
    hayalleringemisi
    alperk
    AtYarislari
    Hobilendik
    netmaymunu
    haylazguzel
    cembudulgan
    guzellikoyu
    gifdunyasi
    Romantikmeyhane
    saraykoy
    yagmurtuana
    atyarisialtili
    altilibul6
    huzunadasi
    benyaziyorum
    BestHotels
    SifaliBitkilerimiz
    vacations
    bebekveresimleri
    HealthCare
    MakyajTeknikleri
    SacBakimiYontemleri
    yemektariflerimiz
    gokhantr
    hakan1
    elifsule
    BebekSagligi
    MeyvelerinFaydalari
    benyaziyorumsiyaset
    AnimalImages
    erkekbebekresimleri
    koparanfikralar
    TurkeyVacations
    mizikci
    MeyvelerinFaydasi
    funnyimages
    FranceVacations
    BlogYardim
    enygmus
    evlilikhakkinda
    lezzetliyemek
    mecnun4
    sacmodelleri
    sifaniyetine
    tadimliktarifler
    horseracing
    sinanganyan